'Bizim Derdimiz Emekçinin Hakkını Daha Güçlü Savunmaktır'
Hizmet-İş Sendikası Elazığ Şube Başkan Adayı Murat ERTÜRK, seçim sürecine ilişkin gazetemiz SONSÖZ'e özel açıklamalarda bulundu.
Hizmet-İş Sendikası Elazığ Şube Başkan Adayı Murat ERTÜRK, seçim sürecine ilişkin gazetemiz SONSÖZ’e açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 20 yıla yaklaşan belediye tecrübesiyle emekçilerin sorunlarını sahada birebir gözlemlediğini ifade eden ERTÜRK, adaylık sürecinden seçim çalışmalarına, sendikal vizyonundan kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan iddialara kadar birçok konuda kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Hizmet-İş Sendikası Elazığ Şube Başkan Adayı Murat ERTÜRK açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“1983 Elazığ doğumluyum. Evli ve bir çocuk babasıyım. Fırat Üniversitesi Muhasebe Bölümü mezunuyum. Hâlihazırda Elazığ Belediyesi Bilgi İşlem Müdürlüğü İdari İşler biriminde görev yapmaktayım.
2006 yılından bu yana Elazığ Belediyesi bünyesinde, hizmet alanlarının farklı kademelerinde aktif olarak görev aldım. Özellikle personel yönetimi, idari işler ve organizasyon süreçlerinin tam merkezinde bulunarak, sahadaki emeğin ve alın terinin nasıl bir sistem içerisinde şekillendiğini birebir tecrübe ettim. Yüzlerce emekçi kardeşimizin işe giriş-çıkış süreçlerinden özlük haklarına, puantaj işlemlerinden günlük işleyişine kadar birçok kritik sürecin yürütülmesinde doğrudan sorumluluk üstlendim.
Bu görevlerim sayesinde sadece masa başında değil, sahada çalışan emekçi kardeşlerimizinde sorunlarını, beklentilerini ve yaşadıkları zorlukları yakından tanıma fırsatı buldum. 2015 yılından bu yana ise Bilgi İşlem Müdürlüğü bünyesinde görevime devam ederek, hem idari hem de teknik süreçlerin koordinasyonunda aktif rol almaktayım.
Yaklaşık 20 yıla yaklaşan bu hizmet sürecinde edindiğim tecrübe, birikim ve sahaya hâkimiyetle; emekçi kardeşlerimizin sesi olmak, haklarını daha güçlü savunmak ve sendikal mücadeleyi daha etkin bir noktaya taşımak amacıyla bu yola çıktım.”
“EN YÜKSEK OYU ALAN DELEGE OLDUM”
“Aday olmamdaki temel amacım; emekçi kardeşlerimizin alın terinin karşılığını daha adil bir şekilde almasını sağlamak ve yaşam standartlarını bir adım daha ileriye taşımaktır. Bizim derdimiz çok açık ve nettir: Her bir emekçi kardeşimiz evine bir adet daha fazla ekmek götürebilsin, ailesine daha huzurlu ve güvenli bir gelecek sunabilsin.
Sadece ücret artışı değil; sosyal hakların geliştirilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi önceliklerimiz arasındadır. Sendikacılığı sadece bir makam olarak değil, bir hizmet ve mücadele alanı olarak görüyoruz.”
“BU SÜREÇ BİR BAYRAK YARIŞIDIR”
“Şunu özellikle ifade etmek isterim ki; bu süreç bir bayrak yarışıdır. Bu bayrak yarışı sonunda elbette bir kazanan olacaktır. Ancak burada asıl önemli olan, süreci nasıl yürüttüğümüzdür. Ben tüm emekçi kardeşlerimizden özellikle şunu rica ediyorum: Bu süreci gereksiz tartışmaların, kırgınlıkların ve ayrışmaların içine çekmeyelim. Birbirimizi incitmeden, saygı, hoşgörü ve hizmet odaklı bir anlayışla bu seçimi tamamlayalım. Çünkü bu bir seçimdir ve gelip geçicidir. Bugün farklı düşünsek de, yarın yine aynı iş yerinde, aynı ortamda omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz.
Bir ay sonra seçim sona erdiğinde, yine aynı sofrayı paylaşacak, aynı mücadeleyi birlikte vereceğiz. Bu nedenle birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek hiçbir davranışın içinde olmamamız gerektiğine inanıyorum. Allah nasip eder, seçimden zaferle ayrılırsak; sadece bizim listemizde yer alan arkadaşlarımızla değil, rakip arkadaşımızın listesinden delege seçilecek kardeşlerimizle de bir araya gelip sendikamız için birlikte çalışacağız. Çünkü bizim anlayışımızda ayrışma değil birlik vardır. Seçim biter, ancak kardeşliğimiz, yol arkadaşlığımız ve emek mücadelemiz devam eder. Bizim için önemli olan kişiler değil, sendikamızın gücü ve emekçi kardeşlerimizin ortak menfaatidir.”
“BİZ SEÇİMDEN SEÇİME SAHADA OLAN BİR ANLAYIŞIN TEMSİLCİSİ OLMAYACAĞIZ”
“Biz seçim çalışmalarımızı sahada, birebir temaslarla sürdürüyoruz. Kapı kapı dolaşarak, emekçi kardeşlerimizin sorunlarını dinleyerek, çözüm önerilerimizi anlatarak ilerledik. Hizmet-İş Sendikası Elazığ Şube Başkan Adayı olarak seçim sürecine başladığımız ilk günden itibaren sahada olmaya, emekçi kardeşlerimizle birebir görüşmeye ve onların taleplerini dinlemeye büyük önem verdim. Ancak mevcut Şube Başkanı ve adayı arkadaşımızın listesinden delege adayı olan bazı kişiler tarafından, sahaya erken inmemizden dolayı rahatsızlık duyduklarını ifade eden söylemlerle karşılaştık. Hatta zaman zaman “Neden bu kadar erken sahaya indin?” şeklinde garip tepkiler aldım. Oysa biz bu süreci bir seçim yarışından öte, emekçi kardeşlerimizin sorunlarını dinleme, beklentilerini öğrenme ve sendikamızın geleceğine dair ortak bir yol haritası oluşturma süreci olarak görüyoruz. Bizim anlayışımızda sahada olmak, üyelerimizi ziyaret etmek ve onların sesine kulak vermek eleştirilecek değil, aksine takdir edilecek bir davranıştır. Çünkü biz koltuk için değil, emekçinin hakkını daha güçlü savunabilmek için bu yola çıktık. Hamd olsun ki; Aldığımız geri dönüşler son derece olumlu. Ancak bunu bir seçim söylemi ya da algı oluşturma amacıyla ifade etmiyorum. Samimiyetle söylüyorum ki; biz sahada karşılık bulduk, emekçi kardeşlerimizin güvenini kazandık. Çünkü biz sadece seçimden seçime değil, her zaman sahada olan, ulaşılabilir bir anlayışı benimsedik. Seçimden sonra da sahada olmaya devam edeceğiz. Kültür Park’taki kafede yine emekçi kardeşlerimizle oturup çay içeceğiz, onların derdini dinleyeceğiz. ELBÜS’te görev yapan bir kardeşimizin yanına gidip onu yerinde dinleyeceğiz. Biz seçimden sonra da Kovancılar’da, Karakoçan’da Palu’da, Sivrice’de, Baskil’de olacağız. Çünkü bizim için esas olan seçim değil, emekçinin her an yanında olmaktır.”
“SEÇİM TAKVİMİNİN NETLEŞMESİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”
“Seçim sürecinin sağlıklı ilerlemesi adına seçim takvimi için genel merkeze resmi girişimlerde bulundum. Delege adaylık başvuru başlangıç ve bitiş tarihleri, değerlendirme süreçleri, kesin aday listelerinin ilanı ve oy kullanma tarihlerine ilişkin detayların açık ve net bir şekilde belirlenmesi için genel merkezimize resmi girişimlerde bulundum.
Bu kapsamda yalnızca sözlü taleplerle yetinmeyerek, hem yazılı dilekçe ile başvuruda bulundum hem de ayrıca e-posta yoluyla sürecin hızlandırılması ve şeffaf bir takvimin kamuoyuyla paylaşılması yönünde talebimi ilettim. Amacımız, hiçbir adayın ve hiçbir delegenin hak kaybına uğramadığı, herkesin süreci eşit ve açık şekilde takip edebildiği bir seçim ortamının oluşturulmasıdır. Bu doğrultuda sendikamız Genel Merkeziylede iletişimimiz olumlu bir şekilde devam etmektedir.
Seçim tarihinin ve sürecinin netleşmesi, sahadaki çalışmaların daha planlı ve sağlıklı ilerlemesini sağlayacağı gibi, aynı zamanda oluşabilecek belirsizliklerin de önüne geçecektir.”
“BU BÜYÜK AİLENİN BABASIDA, REİSİDE ŞAHİN BAŞKANDIR”
“Özellikle son günlerde kulağımıza gelen bazı söylemler gerçekten hem üzücü hem de düşündürücüdür. Açıkça ifade etmek gerekir ki, bu süreçte bazı çevreler tarafından gerçeği yansıtmayan ifadelerle kamuoyu ve emekçi kardeşlerim yanıltılmaya çalışılmaktadır. Bunlardan biri de ‘Murat ERTÜRK, Elazığ Belediye Başkanı Sayın Şahin Şerifoğulları’nın imzaladığı sözleşmeyi eleştiriyor’ şeklindeki iddiadır.
Buradan çok net ve açık bir şekilde ifade ediyorum: Ben ve ekip arkadaşlarım, ayrıca mevcut sendika şube başkanı ve adayı ile ekibi bu şerefli ailenin birer fertleriyiz. Bu büyük ailemizin büyüğü ve reisi de Elazığ Belediye Başkanımız Sayın Şahin ŞERİFOĞULLARI’dır. Bizim eleştirimiz, mevcut Sendika Şube Başkanının toplu sözleşme sürecinde özellikle sosyal haklar konusunda daha güçlü bir duruş sergileyememiş olmasıdır. Örneğin; 45 ikramiye yerine neden 46 olamadı sorusunu sormak, emekçinin hakkını savunma sorumluluğunun bir gereğidir.”
“İFTİRALAR GERÇEK DIŞIDIR”
“Bir diğer iddiaya da açıklık getirmek istiyorum. Daha öncede belirttiğim gibi, 2006 yılından itibaren Elazığ Belediyesi hizmet alanında; personel yönetimi, idari işler ve organizasyon süreçlerinin içinde aktif olarak görev aldım. O dönemlerde, henüz taşeron sistemin yoğun olduğu süreçlerde, bağlı olduğumuz şirketin muhasebe biriminde görev yapıyordum.
Şimdi ortaya atılan iddia şu: Sözde ben o dönemlerde istediğim personele maaş yatırmışım, istemediğime yatırmamışım, yani keyfi bir şekilde hareket ederek hak yemişim. Açık söylemek gerekirse bu iddialar gerçeklikten tamamen uzak, dayanaksız ve mesnetsizdir. Bir şirket çalışanının böyle bir yetkiye sahip olması zaten mümkün değildir. Maaş ödemeleri belirli prosedürler, yetki zinciri ve imza dahilinde gerçekleştirilir. Tek bir kişinin inisiyatifiyle böyle bir tasarrufta bulunulması söz konusu bile olamaz. Mesela şuan BELPER’de personel maaşlarının düzenleyen değerli bir abimiz var. Soralım kendisine. Keyfi şekilde bana veya herhangi bir emekçi kardeşimize 1 saat fazla mesai yazabilir mi? Yada bir emekçi kardeşimize 1 TL fazla maaş ödemesi yapabilir mi?
Bu iddiaların ne kadar asılsız olduğu zaten emekçinin kardeşlerimiz tarafından da bilinmektedir. Kimse bu tür söylemlere itibar etmemektedir. Kaldı ki burada ciddi bir çelişki de söz konusudur. Eğer iddia edildiği gibi ben adaletsiz davranan, hak yiyen biriysem; 2022 yılında yapılan Sendika Şube Başkanlığı seçimlerinde mevcut Şube Başkanı ve Şube Başkan Adayı neden benimle aynı delege listesinde yer aldı? Eğer gerçekten böyle bir durum olsaydı, o gün ‘ben Murat Ertürk’ün olduğu listede yer almam. ‘ diyerek delege adaylığından çekilmesi gerekmez miydi? Ya da seçim sonrasında neden herhangi bir tepki ortaya koyulmadı?
Daha da önemlisi, eğer ben hak yiyen bir kişi olsaydım, 2022 seçimlerinde Elazığ Belediyesi Merkez Hizmet Binası’nda nasıl en yüksek oyu alan delege olabildim? Bu, emekçi kardeşlerimizin bana duyduğu güvenin en açık göstergesidir. Gerçekler ortadayken, bu tür söylemlerle kamuoyunu yanıltmaya çalışmak kimseye fayda sağlamaz. Gazeteniz aracılığıyla özellikle rica ediyorum; mevcut başkanıda eğer burada röportaj yaparsanız bu soruyu kendisine mutlaka sorun.
Bizim anlayışımızda bel altı siyaset yoktur. Kimseye iftira atarak, karalayarak bir yere varılmayacağını çok iyi biliyoruz. Bu tür söylemler, dile getiren kişiye zarar verir. Bu yüzden bu konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum. Zaten emekçi kardeşlerimiz her şeyin farkında ve bu tür asılsız iddialara en güzel cevabı sahada vermektedir.”
“İKİNCİ BAŞKANIMIZ, DELEGELERİN OYUYLA DEMOKRATİK ŞEKİLDE BELİRLENECEK”
“Allah nasip eder, bu göreve gelir ve bu sorumluluğu üstlenirsek, en temel önceliğimiz adalet, hakkaniyet, hukuk ve istişare olacaktır.
Biz, katılımcı ve demokratik bir sendika anlayışını hayata geçireceğiz. Bunun en somut örneklerinden biri de ikinci başkanlık makamıdır. Seçim tamamlandıktan sonra yönetim listemiz oluşturulurken, ikinci başkan olmak isteyen tüm delege arkadaşlarımız aday olacak. Ardından delege arkadaşlarımızın katılımıyla, kapalı zarf usulü bir oylama gerçekleştirilecek ve ikinci başkan tamamen demokratik bir şekilde belirlenecektir.
Bu süreçte tarafsızlığın korunması ve adaletin tam anlamıyla sağlanması adına, ben şahsen bu oylamada oy kullanmayacağım. Çünkü biz, yöneten değil yönlendiren, dayatan değil karar süreçlerine katılımı artıran bir anlayışı benimsiyoruz.”
“SANDIK, DEMOKRASİNİN NAMUSUDUR”
“Özellikle bazı çevreler tarafından bilinçli bir şekilde ortaya atılan ve kulaklarımıza gelen bir söylem var: ‘Bazı ilçelerde veya beldelerde sandık kurdurulmayacak’ şeklinde bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Öncelikle şunu açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum; bu söylemler tamamen gerçeği yansıtmayan, maksatlı ve süreci gölgelemeye yönelik girişimlerdir.
Bizim anlayışımızda ‘şu bölgede sandık kurulur, bu bölgede sandık kurulmaz’ gibi keyfi bir yaklaşım asla yoktur ve olmayacaktır. Emekçinin iradesi nerede tecelli edecekse, biz orada sandığı kurarız.
Bizim duruşumuz nettir: Sandık, demokrasinin namusudur. Nerede tüzük gereği şartlar oluşmuşsa, orada sandık kurulacak ve emekçi kardeşlerimiz iradesini özgürce ortaya koyacaktır.”
“EBUAŞ PERSONELİNİN SENDİKAL SÜRECE DAHİL OLMASI MUTLULUK VERİCİDİR”
“Geçtiğimiz haftalarda bizleri gerçekten mutlu eden önemli bir gelişme yaşandı. Elazığ Belediyemizin iştirak şirketi olan EBUAŞ personellerinin sendikal sürece dahil olması, emekçi kardeşlerimizin hak arama mücadelesine katılması açısından son derece kıymetli ve sevindirici bir adımdır. Biz bu süreci, emeğin güçlenmesi ve çalışanların daha örgütlü bir yapıya kavuşması adına olumlu bir gelişme olarak görüyoruz.
Ancak ne yazık ki bu süreçte de her zaman olduğu gibi bazı çevreler tarafından yine algı operasyonları yapılmaya çalışılmıştır. “Murat ERTÜRK ve ekibi EBUAŞ personelinin sendikaya dahil olmasından rahatsız oldu” şeklinde asılsız ve mesnetsiz iddialar ortaya atılmıştır. Şunu özellikle açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki; benim ve ekip arkadaşlarımın böyle bir durumdan rahatsız olması kesinlikle söz konusu değildir, olamaz da.
EBUAŞ bünyesinde görev yapan çok sayıda tanıdığımız, sevdiğimiz, birlikte yol yürüdüğümüz kardeşimiz bulunmaktadır. Biz onların her zaman yanında olduk, bugün de yanındayız, yarın da yanında olacağız. Onların sendikal sürece dahil olması bizleri rahatsız etmek bir yana, aksine en çok sevindiren gelişmelerden biri olmuştur. Çünkü biz, emekçinin örgütlenmesini, hak arama mücadelesinde daha güçlü olmasını her zaman destekleyen bir anlayışa sahibiz.
Ne yazık ki bu süreçte yaşanan güzel bir gelişme bile bazı çevreler tarafından sahiplenilmeye çalışılmış, sanki bu başarı kendilerine aitmiş gibi bir algı oluşturulmuştur. Oysa gerçek çok nettir. Elazığ Belediye Başkanımız Sayın Şahin Şerifoğulları ve Hak-İş Genel Başkanımız ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanımız Sayın Mahmut ARSLAN’ın destekleriyle, EBUAŞ personeli sendikal sürece dahil olmuştur. Bundan dolayı Sayın Başkanımıza ve Genel Başkanımıza teşekkür ederim.
Emekçi kardeşlerimize buradan özellikle seslenmek istiyorum: Bu süreci kimse kendi başarısı gibi lanse etmemelidir. Emekçinin iradesi üzerinden kimsenin siyasi ya da kişisel bir kazanç elde etmesine de gerek yoktur, hakkı da yoktur. Zaten EBUAŞ bünyesinde görev yapan arkadaşlarımız da bu durumun çok net bir şekilde farkındadır. Hatta bizlere ulaşan birçok EBUAŞ çalışanı “bizim üzerimizden kimse kendine reklam yapmasın” diyerek bu rahatsızlıklarını açıkça ifade etmiştir.
Buradan bile bazı çevrelerin her gelişmeden kendine pay çıkarmaya çalıştığını görüyoruz. Gerçekten anlam veremiyoruz. Bir başarı varsa, bu emekçinin başarısıdır; bir kazanım varsa, bu emekçinin ortak kazanımıdır. Bir oy için bunu kişiselleştirmek, sahiplenmek ya da farklı yerlere çekmek doğru değildir.
Bizim duruşumuz nettir: Emekçinin olduğu her yerde biz varız, emekçinin kazandığı her yerde biz sevinen tarafız. Çünkü biz bu davaya kişisel çıkarlarla değil, emek mücadelesiyle bakıyoruz.”
“EMEKÇİNİN İRADESİ PAZARLIK KONUSU YAPILAMAZ”
“Şöyle bir durum da ne yazık ki kulağımıza geliyor ve bu gerçekten sendikal ahlak açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor. EBUAŞ personelinin sendikal sürece dahil olmasının ardından bazı EBUAŞ’lı arkadaşlarımızın aranarak “Bize oy ver, seni temsilci yaptık, seni komiteye yazdık” gibi ifadelerle yönlendirmeye çalışıldığı yönünde bilgiler bizlere ulaşmaktadır.
Şimdi burada açık ve net bir şekilde sormak istiyorum: Seçim daha yapılmadan, sandık daha kurulmadan, emekçinin iradesi ortaya çıkmadan siz kimi, hangi yetkiyle temsilci yapıyorsunuz? Hangi hakla, hangi demokratik süreçle birilerini komiteye yazıyorsunuz?
Sendikal süreçler kişisel tasarruflarla yürütülecek bir alan değildir. Emekçinin iradesi olmadan, seçim tamamlanmadan yapılan her türlü “atama”, “belirleme” ya da “söz verme” girişimi, açıkça emekçinin iradesine gölge düşürmektir. Bu durum, sendikacılık anlayışıyla da, demokrasi kültürüyle de bağdaşmaz.
Burada çok net bir tablo var: İşçi üzerinden bir pazarlık zemini oluşturulmaya çalışılıyor. “Sen bize oy ver, karşılığında seni şu göreve getiririz” anlayışı, sendikal ahlakla bağdaşmayan, emekçinin özgür iradesini yönlendirmeye yönelik bir yaklaşımdır. Bu tür söylemler, emekçinin kararını özgürce vermesinin önüne geçmeye çalışmaktan başka bir şey değildir.
Buradan bir kez daha ifade ediyorum: Hiç kimse seçim sürecini kendi kişisel planları için kullanmamalıdır. Hiç kimse emekçiye makam, görev, temsilcilik dağıtarak oy devşirmeye çalışmamalıdır. Bu yaklaşım ne etiktir, ne de sendikal mücadeleye yakışır.
Bizim duruşumuz nettir: emekçinin iradesi kutsaldır, pazarlık konusu yapılamaz. Sandık kurulmadan, seçim tamamlanmadan hiçbir görev, hiçbir unvan kimseye peşinen verilemez. Emekçinin kararı neyse, biz sadece ona saygı duyarız.
“GELİN BİRLİKTE SAHAYA İNELİM”
Mevcut Şube Başkanı ve Şube Başkan Adayı ‘Üyelerimizin dertlerini, tasalarını dinliyor, ona göre de bir sonuca varıyoruz’ şeklindeki ifadesini şaşkınlıkla takip ediyoruz.
Biz de aylardır sahadayız. Elazığ Belediyesi bünyesinde görev yapan tüm müdürlüklerdeki emekçi kardeşlerimizle defalarca bir araya gelme, yüz yüze görüşme ve onların sorunlarını dinleme fırsatı bulduk. Sadece merkezde değil, ilçe ve belde belediyelerinde görev yapan işçi arkadaşlarımızla da sık sık buluştuk, taleplerini, sıkıntılarını ve beklentilerini doğrudan kendilerinden dinledik.
Bu görüşmelerde açıkça gördüğümüz en önemli sorunlardan biri; mevcut şube yönetiminin, özellikle toplu sözleşme süreçlerine oturmadan önce işçinin fikrini yeterince almaması ve süreci tabanın görüşünden uzak yürütmesi yönündeki ciddi eleştiriler olmuştur. Emekçi kardeşlerimizin en çok dile getirdiği hususlardan biri budur.
Ayrıca rakip arkadaşımıza da açık bir çağrıda bulunuyorum: Gelin birlikte sahaya inelim. Elazığ Belediyesi’nin her biriminde, ilçe ve belde belediyelerinde çalışan emekçi kardeşlerimizi birlikte dinleyelim. Bakalım gerçekten kim ne söylüyor, kim hangi sorunları dile getiriyor hep birlikte görelim.
“TECRÜBEYİ SÖZLE DEĞİL,SAHADA KAZANDIK”
“Rakip aday arkadaşım şahsıma ve ekip arkadaşlarıma yönelik olarak ‘sendikacılık işlerine biraz uzaklar’ gibi yakıştırmalarda bulunmaktadır. Bunun da altını özellikle çizerek söylüyorum; ben 2006 yılından bu yana emekçi kardeşlerimizle iç içe, yan yana ve aynı mücadele alanında olan biriyim.
Hem şirket döneminde, hem de 2017 yılından sonra belediyelerde taşeron işçilerin belediye şirketleri üzerinden sürekli işçi kadrosuna geçirildiği süreçte, her aşamada emekçi kardeşlerimle birlikte bu sürecin içinde oldum. Uzun süredir, işçinin yanında, sorunların içinde ve çözüm süreçlerinin tam merkezinde yer aldım. Bu süreçleri bilmekle kalmadım, birebir yaşadım ve emek verdim. Bu nedenle iş hukuku ve işçi mevzuatına dair bilgi ve tecrübem de sahadan gelen gerçek bir birikime dayanmaktadır.
Şunu da açıkça ifade etmek isterim; ben işçi kanununu da, çalışma hayatının tüm dinamiklerini de yakından bilen biriyim. Çünkü masa başında değil, sahada öğrenmiş, sahada yoğrulmuş bir emek geçmişim vardır.
Buradan ayrıca şunu da sormak isterim; bizlere “tecrübesiz” yakıştırması yapan rakip arkadaşımızın sendikacılık alanındaki tecrübesi nedir? Benim bu emek ve mücadele geçmişim ortadayken, böyle bir değerlendirmeyi hangi birikime dayanarak yapmaktadır?”
“BU YOLA MAKAM İÇİN DEĞİL, EMEKÇİ KARDEŞLERİMİN HAKKINI SAVUNMAK İÇİN ÇIKTIM”
“Benim tüm mücadelem, tüm çabam ve çıktığım bu yolun temelinde emekçi kardeşlerimizin daha iyi şartlarda çalışması, alın terinin karşılığını eksiksiz alması, hak ettiği değeri görmesi ve geleceğe daha güvenle bakabilmesi vardır. Çünkü ben biliyorum ki bu sendikanın gerçek sahibi makamlar değil, gece gündüz demeden çalışan emekçi kardeşlerimizdir.
Bugün burada dile getirdiğim her sözün, ortaya koyduğum her düşüncenin merkezinde emekçinin hakkı, adaleti, emeği ve alın teri bulunmaktadır. Ben hiçbir zaman masa başında siyaset yapan, üyelerinden uzak duran bir anlayışın içinde olmadım. Dün olduğu gibi bugün de sahadayım, emekçi kardeşlerimin yanındayım ve yarın da onların yanında olmaya devam edeceğim. Çünkü benim için en büyük makam, emekçi kardeşlerimin gönlünde yer edinebilmektir.
Bu yola kişisel hesaplarla değil, ortak akıl ve ortak mücadele anlayışıyla çıktım. Ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayışı hâkim kılmak istiyorum. Benim anlayışımda kimsenin düşüncesi, görüşü ya da tercihi nedeniyle dışlanmasına yer yoktur. Sendikamızın çatısı altında bulunan her emekçi kardeşim benim için aynı değere ve aynı öneme sahiptir.
Allah nasip eder de bu göreve gelirsem; kapısı herkese açık, üyelerini dinleyen, sorunlara çözüm arayan, şeffaf, adil ve hesap verebilen bir yönetim anlayışı ortaya koyacağım. Kararları birkaç kişinin değil, istişare kültürüyle delegelerimizin ve emekçi kardeşlerimizin ortak iradesiyle almaya gayret edeceğim. Çünkü inanıyorum ki birlik varsa güç vardır, dayanışma varsa başarı vardır.
Ben kırmadan, dökmeden, kimseyi incitmeden; sadece hizmet ederek, çalışarak ve mücadele ederek yol yürümek istiyorum. Seçim süreçleri gelip geçicidir ama kardeşliğimiz, yol arkadaşlığımız ve emek mücadelemiz kalıcıdır. Bu nedenle hiçbir zaman gerginliğin, kutuplaşmanın ve ayrışmanın tarafı olmayacağım. Her zaman birliğin, beraberliğin ve dayanışmanın sesi olacağım.
Bugüne kadar bana destek veren, kapısını açan, derdini paylaşan, duasını eksik etmeyen tüm emekçi kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum.”