GÜNCEL
Giriş Tarihi : 19-08-2021 09:02   Güncelleme : 19-08-2021 09:02

BİRARAYA GELMEK ÇOKMU ZOR?

24 Ocak 2020 tarihinde yaşanan Elazığ merkezli 6,8 şiddetindeki deprem sonrası yüz binin üzerinde vatandaşın hayatı etkilenirken, ardından başlayan COVİD-19 sürecinde başta esnaflar olmak üzere toplumun tüm kesimleri büyük ekonomik sıkıntılara düşmüş olmasına karşın Elazığ’da koordinasyonun sıfır olduğu gözleniyor.

BİRARAYA GELMEK ÇOKMU ZOR?

NE SİYASİ İRADE NE İL YÖNETİCİLERİ ORTADA YOK…

Elazığ depreminin üzerinden neredeyse 20 ay geçmiş olmasına rağmen Elazığ Valisi Erkaya Yırık, Ak Parti Elazığ Milletvekilleri Metin Bulut, Zülfü Demirbağ, Tolga Ağar, Sermin Balık, CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları,,Tüm Siyasi parti il başkanları,Fırat Üniversitesi Rektörü,Elazığ TSO Başkanı Asilhan Arslan, Ticaret Borsası Başkanı M.Ali Dumandağ, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Cemil Erdem ve Kurum Müdürlerimizi bugüne kadar bir masa etrafında görmek nasip olmadı….

KISIR ÇEKİŞMELER Mİ? KAYIKÇI KAVGASI MI? KİMSE ANLAMIYOR…

Şehrin en fazla birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde top yekun hareket edip sorunları çözmesi ve karar alıcının dikkatinin çekilmesi gereken bir dönemde, yapılan toplantılara bile kimin kimi çağırdığı belli değil. Vatandaş ya danışıklı dövüş yada kısır çekişme olarak fotoğrafı özetliyor ama olan bu şehre ve halkımıza oluyor. Milletvekillerinin bir an evvel seçim olsa da bu eziyetten kurtulsak gibi duruşu bir yana Şehrin Belediye Başkanının da tam siper olarak yangın yerinden kaçarak asfalt yamalama, köy kent parkı, depremin etkisinin gözlenmediği Malatya yolu güzergahındaki refüj ve göbeklerin peyzaj çalışmaları ile gündemde kalma çabaları toplumu güldürüyor…

TALEPLER RAPORUNA SAHİP ÇIKAN OLMADI…

Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Elazığ STK Platformu tarafından deprem sonrası hazırlanan ve iş dünyası ile halkın yeniden ayağa kalkma reçetesi olarak 13 madde halinde kamuoyu ile paylaşılan ve başta siyasi irade olmak üzere ilgili makamlarla gönderilen rapora sahip çıkan olmadı… Talep makamı olan kurumlar tarafından hazırlanan ve temsil ettikleri kitlenin sesini yüksek sesle deklare eden kurumlar adeta suçlu yerine konularak bazı maddeler yerel siyasetçiler tarafından TV ekranlarında eleştirilerek kimin temsilcisi oldukları ve makamlarını işgal gerekçelerini unutarak ahkam kestiler. Karadeniz Bölgesinde yaşanan sel felaketlerinin ardından devletin tüm imkanları ile seferber olması ve “AFET BÖLGESİ” ilanı bile kimsenin yüzünün kızarmasını sağlamadı.

ŞEHİR TOKİ’YE TESLİM EDİLDİ.

Yaşanan deprem sonrası ne şehirde bir kriz masası oluşturulabildi ne koordinasyon sağlanabildi. İçişleri ile Çevre ve Şehircilik Bakanı kendi kafalarında olan modelleri şehre kabul ettirerek TOKİ’ye teslim ettiler. TOKİ halkın ihtiyacı ve beklentilerini gözönüne almadan elindeki hazır projeleri alalacele uygulad.Sonuç olarak pansiyon ve afet evleri tarzında ki konutlar Elazığ halkına reva görüldü. Onlarca itiraz ve haksızlığın altında çaresiz kalan Belediye ise kenara çekilerek olup biteni sadece izlemeye devam etti. Şehrin batıya açılan kapısı Abdullah Paşa Mahallesi vizyon projelerle her ev sahibinin bir milyonluk ev sahibi olacak şekilde planlanması gerekirken 90 m2 evlere ve 120 bin TL borçla karşı karşıya bırakıldı vatandaş. Mustafa Paşa Mahallesinde yapılan konutlar ise tam bir facia örneği oldu. Elazığ Belediyesi Elazığ Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı ildeki 1200 müteahhidi biraraya getirerek modern bir kent kurulması ve şehrin tüm kazanımlarının yine bu şehirde kalmasına öncülük edemezken, TOKİ ise ihalelerini yemek ihtiyaçlarını bile şehir dışından karşılayan firmalara verdi.

SAHİPSİZ ELAZIĞ VE TARİHE GEÇEN SÜREÇ…

Tüm bunlar yaşanırken ve şehir insanın gözü önünde gerçekleşirken çözümsüzlüğe isyan eden vatandaşlar sosyal medya üzerinden “sahipsizelazığ” paylaşımları ile dertlerini dökmeye başladılar. Bu paylaşımlara sinirlenen Vekiller “Kansızlıkla” halkı itham etme cüretini göstererek kimsenin oyunu zorla almadıkları gerçeğini de paylaşım sahiplerinin yüzüne vurdular. TOKİ konutlarındaki vatandaşa reva görülen imalatlar ve projeler sonrası sesini bir yerlere duyurmaya çalışan vatandaşlar “120 bin TL’lik konut bu kadar olur, ne bekleniyor ki…” cevabıyla son derslerini de almış oldular.Tüm bu süreçler Elazığ Tarihine geçen çok müstesna bir zaman dilimini oluşturdu…

AKLIMIZDA KALAN YANLIŞLAR

*Sürsürü Mahallesinde 239 Bin TL’ye vatandaşın elinden alınan dublex villanın bulunduğu alana 10 daire yapıldı ve her biri 300 bin TL’den satışa sunulacak.

*Abdullah Paşa Batı sitesi kelimenin tam anlamı ile “Yalan” oldu…

*Deprem öncesi yaklaşık 600 bin TL değerinde 200 m2 sıfır daireye fit olmayan kat sahipleri 90 m2 ev ve 120 bin borçla huzurlu ve güvenli ev sahibi edildi.

*Teslim edilen TOKİ konutlarının bakımsızlıktan kaldırımları çöktü, bazı blokların sıvaları ilk yılda döküldü, ağaçlar ve çimler kurudu, kat sakinlerinden aidat alınmasına karşın kapıcı ve görevli olmadan borç tahakkukları yapıldı.

*15 dk yağan yağmurda TOKİ Konutlarının bodrumlarına su doldu.

*Şehir merkezine yarım saat uzakta olan TOKİ deprem konutlarına yerleştirilen aileler bir fırın, bakkal, minibüs olmadığına isyan ettiler.

*Elektrik kablosu olmayan prizler, içinde kablosu olmayan uydu anten fişleri, güvenlik önlemi alınmadan vatandaşın inşaata girmesine seyirci kalınarak ölüme neden olma…

*Şehre en yakın mesafede ve en yüksek rant bölgesi olan Zafran TOKİ konultarına el altından torpillilerin yerleştirilmesi.

*Ağır hasar, Orta hasar, Hasarsız kavramlarının Elazığ’da yeniden anlam bulması…

*DASK Ödemelerinde toplumun yüzde 90’nın mahkemeye gitmesi.

*Evinde en az 10 bin TL hasar olan vatandaşa DASK tarafından 2 bin TL altında hasar tespiti çıkarılması.

*Deprem sonrası ev satın alan vatandaşın eve yerleştikten bir ay sonra binaya Ağır Hasarlı raporu asılması…

*TOKİ İhalelerinde Elazığlı firmaların öncelikli seçilmemesi ve hizmet ile ürün alımlarında İl dışı firmaların tercih edilmesi.

*Hasarlı binaların yıkım işinin 20. Ayın sonunda hala devam ediyor oluşu.

*Hasarlı binaların yıkım işinde ayyuka çıkan usulsüzlükler.

*İş bilmezlikler ve Elazığ halkının kayıpları.

*Şehrin en güzel yerlerinin Toki Tarafından çok yüksek bedellerle satılması.

BU ŞEHİR İÇİN BİRARAYA GELİNMELİ

SONSÖZ Olarak diyoruz ki

Siyasi kaygılar bir kenara bırakılarak,bu şehir için şehrin tüm katmanları bir an önce bir araya gelmeli,tek ses,tek nefes olarak eksikler,yanlışlar bir an önce düzeltilmelidir.

Çünkü Başka bir ELAZIĞ yok.

Ve bize her yer ELAZIĞ değil!