YEREL
Giriş Tarihi : 03-03-2021 11:13   Güncelleme : 03-03-2021 11:13

SÖZDE MÜNEVVER DÜŞÜNCESİ

Eğitim Bir Sen Elazığ 2 Nolu Şube Başkanı Haluk Aras’ın yönetim kurulu adına yaptığı Basın açıklaması

SÖZDE MÜNEVVER DÜŞÜNCESİ

Son dönemlerde milletimizin manevi değerlerini, giderek yabancılaştıkları İslami değerler üzerinden eleştirme gayretkeşliği içinde, terminolojiyi bilmeden, kulaktan dolma safsatalarla sözüm ona aydın tavırlarla sergilemeye çalışan insanları görüyoruz.

Yazılarıyla bir yerlere göz kırpma çabası bir yana tarihi ve dini bazı gerçekleri mecrasından uzaklaştırma çabası, bilimsel bir tavır olmadığı gibi cehalet ve sığlığın da göstergesidir.

Türk toplumu Müslümandır. İslamcı değildir. Bir dinin mensupları İslamcı diye kategorize de edilemez. İslamcı, Yahudici ya da Hıristiyancı şeklinde bir tanımlama asla doğru değildir. Aslında burada tarikat ve cemaatlerden örnekler vererek ne kadar günahkâr bir insan tipiyle karşı karşıya olduğumuz ortaya konulmaya çalışılırken, tepki çekmemek için samimi Müslümanlar tenzih edilmektedir. Yani kimin hakiki Müslüman olduğu, gönüllerde ve kalplerde olanı okuyan bir Müslüman metrolojisi de ortaya konulmaktadır. Aslında bu tür yaklaşımların temelde İslam’la problemleri vardır.

Diğer taraftan yakın tarih üzerinden muhafazakâr ve mütedeyyin kesim horlanmaya çalışılırken ya cehaletten ya da art niyetle tarihi hakikatler çarpıtılmaktadır. Osmanlı’nın yaklaşık 300 yıllık duraklama, gerileme ve çöküş döneminin bütün günahı II. Abdülhamit Han üzerine yıkılırken halkın O’na olan teveccühü içki içtiği söylenerek kırılmaya çalışılır. II. Meşrutiyet’ten sonra II. Abdülhamit’i tahttan indirenlerin devleti nasıl bir maceranın içine sürükledikleri, devlet çöküşe giderken, işgaller başlarken soluğu yurt dışında almalarından hiç söz edilmez.

İskilipli Atıf Hoca Milli Mücadele ve İnkılap tarihimizin neredeyse şeytanı ilan edilmekte, türlü suçlamalara maruz bırakılmaktadır. Şapka aleyhine yazdığı risaleden dolayı asıldığı düşüncesini reddeden zihniyet, halkı kışkırtmasından dolayı idam edildiğini söyler. Peki, neden; kaç bakanı, vekili, gazeteciyi, âlimi, fikir ve düşünce adamını, kaç vatanseveri ipe çeken İstiklal Mahkemelerinden söz edilmez.

Menderes bir dini figürmüş gibi lanse edildikten sonra, özel hayatından dem vurulur ve uçak fabrikasını kapattığı suçlaması da onun üzerine yıkılır. Oysa Atatürk’e en büyük ihaneti yapan bir zihniyetin, 1940’lı yıllarda bu fabrikaları kapattığı gerçeği hiç akla gelmez.

Türkiye ile ABD arasında 1943-1948 yılları arasında yapılan anlaşmalara kimler imza attı? Marshall yardımlarını kimler nelere karşılık kabul ettiler? Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasını kimler engelledi?

Köy enstitülerinin kapatılma süreci Amerikan yardımına karşılık istenen bir durumdur. Yine bu okulların politik ve ideolojik amaçlara alet edilmesi sistemin uygulanışını ve akıbetini olumsuz yönde etkilemiş, kapatılma süreci 1946’da başlamıştır

Ahlak, etik ve felsefe, her dinin temelinde olan unsurlardır. Yani dinin içinde bunlar vardır. Ama siz bu unsurları din yerine ikame edemezsiniz. Her fırsatta sığınılan antik Yunan düşüncesi, Mezopotamya düşünce ve mitolojisinin aşırılmış, tanrısızlaştırılmış, pozitif akla hapsedilmiş bir şeklidir. Din yoktur orada, tanrı yoktur. Peki, insan aklı mutlak doğrunun kaynağı mıdır?

Eski Atina’daki seçkinler demokrasisi hayali kuranlar, insanların inancı, üzerinden ahlak pazarlaması yapanlar kendi mesleklerinde ne kadar etik ve ahlaki değerlere dikkat etmektedir? Mesela bir hekim tipi hayal edelim. Hastalarını özel bürosunda yüksek ücretlerle muayene edip, teşhisi koyduktan sonra devletin hastanesinde tedavi etmesi ne kadar meslek etiğine sığar.

Bu ülkenin tarihine, gerçeklerine gözünü kapatanlar sadece kendilerine karanlık bir dünya hazırlarlar.