RÖPORTAJ
Giriş Tarihi : 01-05-2021 00:00   Güncelleme : 01-05-2021 00:00

YÜREK SIZIM ANADOLU

Sayın Ayfer Zencirkaya bu haftaki röportajımızda bizimle olacak

YÜREK SIZIM ANADOLU

Evet, Yürek Sızım Anadolu bu ifade şekli yaşadığı bölgeye ve insanına dair söyleyecek sözü olan ve omuzlarında kültürel bir birikimi taşıyan ve gelecek nesillere devretmek gibi bir kaygısı olan birinin sözleridir. İnsan yaşadığı bölgeyi ve insanlarını tanıdığı nispette mutlu olabilir. Kültürüne, İnancına dair sorduğu sorulara cevap bulabildiği vakit onları özümseyebilir ve anlatmaya başlayabilir. Gah geçmiş nesillerin mutluluğunu neşesini günümüze taşıyan bir kumaş parçası üzerindeki faklı bir çiçek motifinde, gah geçmişin hüznünü günümüze ulaştıran bir mezar taşındaki sembolden, gah bir kapı tokmağındaki biçimsel bir estetiği ve manayı araştıran duyarlı bir kişilikten söz ediyorum. Sayın Ayfer Zencirkaya bu haftaki röportajımızda bizimle olacak öncelikle bize zaman ayırdıkları için kendilerine teşekkür ediyorum.

Ayfer Zencirkaya kimdir bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Anadolu’nun Kalbi Dediğim Yukarı Fıratta üç çocuklu öğretmen bir babanın en küçük ve tek kız çocuğu olarak dünyaya gözlerimi açmışım.

Eğitim hayatımın temelini aslında çocukluğumda almışım. Şimdilerde daha iyi anlıyorum bunu. İki abim olmasına karşın babam ve annem beni işten sakınmayarak nazdan uzak yetiştirdiler. Bazen serzenişte bulunurdum önceleri kendimce .., Belki de gerçek Anadolulu olmak bunu gerektiriyordu. Bilmiyorum…,? Uygulayıcı olarak önce sahada öğrenmek bilginin temeli diyorum şimdi.

Çocukluğum yollarda Erzincan, İstanbul ve Ankara arasında geçti. Tren yolculuğu o dönemlerden kalma bir alışkanlık. Her gittiğimiz evde düzenleme ve birçok şey benim üzerimde bana aitti. Yorgunluğum hiç bitmezdi..,

İlk öğretmenim babamdı ama okulda baba demeyi yasaklamıştı. (!)

Kamu Yönetimi Lisans, Kültürel Miras Ve Turizm, Fotoğraf Ve Kameramanlık ön lisans mezunuyum. Ayrıca Yönetici Asistanıyım ve farklı birçok konuda eğitimler devam ediyor. Bana göre hayat /yaşam bir okuldan ibaret.

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Kemaliye MYO Kütüphane Sorumlusu, Kemaliye Etnografya Müzesinin Etnografik Obje Çalışması ve halen Arapgir Belediyesi Kültür Ve Sosyal İşler/ Turizm Ofisinde Çalışmaya devam ediyorum. Ayrıca Çekül Arapgir temsilciliği ve Arapgir Kültür Derneği ile de çalışıyorum.

Araştırma ve derleme yapmanıza etken olan şeyler oldu mu? Ya da neden böyle bir şey yapma gereği duydunuz? Aslında bu soruyu şöyle sormak istiyorum yaşadığınız bölgeye dair sizi meraklandıran, hüzünlendiren, sevindiren yaşama dair olan izler neler’dir ?

On iki yılı aşkındır Yukarı Fıratta farklı konularda araştırma ve derleme yapıyorum. Aslında derleme yapmaya üniversite de çalışırken başladım. Akademik camia farklı bakıyordu gereksiz görüyordu angarya görüyordu bazı şeyleri. Bir gereklilik hali yaptığım işler gereği oluştu da diyebilirim.

Kumaşlar dokumalar Manusa ve Gazenne (ayrıca dokuma ustasıyım) kapı tokmakları, semboller, mezar taşları,halı desenleri, oya modelleri, Yukarı Fırattan Geçen Ticaret Yolları vb konularda.., Aslında yaşam kültürü, sosyolojik veriler kısaca yukarı fırata dair ulaşabildiğim her şey diyebilirim,

Anadolu’nun yetim ve öksüz bırakılmışlığı her alanda kendini belli ediyor. Sanat tarihi ve arkeoloji okumaya başlayınca tüm medeniyetlerin, Anadolu’dan çıkmışlığı sanat alanlarının kökeninin Anadolu oluşu ve bunu dile getirmekte imtina edişi insanların beni çok düşündürmüştü.

Şairin deyişiyle; Havva anan dün-ki çocuk sayılır, Anadolu’yum ben biliyormusun? Dizeleri gibi iddialı sözleriniz var. Bize öncelikle hangi araştırma alanınız ile ilgili bilgi vermek istersiniz?

Tabi isterseniz öncelikle kumaş dokuma ile ilgili konuşalım. Göç olayı tarihi süreçte de Anadolu’da İpek Yolunun önemini yitirmesi farklı ticeret yolların keşfi ve sanayi devrimi etkili olan ana başlıklar.

Gidemiyim duman almış yolumu,

Felek kırmış kanadımı kolumu,

Bir gün olur dolanurda gelürüm

Kesme ümidini bekle yolumu

Kadınlar göç durumun da en çok etkilenen kesim her koşulda.

Evimin önüne bir asma diktim

Asmanın boynunu kıbleye büktüm

Kömür gözlerini sevdiğim ağam

Gözyaşım asmanın dibine döktüm

Aile çok etkili oluyor böyle konularda babaannem ortaokul döneminde bir bohça hediye etmişti. Derslerim iyi olduğu için bana özel hediye hazırlamıştı. Kırkyama bir seccade ve harika bir iğne oyası da vardı bu bohçanın içinde. Halen titizlikle saklarım. Ananemin gelin pullusu, sırmalı eteği, kesesi, mendili.., böyle başladı aslında .

Göç bölgemizde çok olduğu için evler nefessiz kalmış ve aşırı yıpranmış. Turizm çalışmaları ile evlere restore ve koruma çalışmaları başlatılmıştı. Evlerin sahipleri evleri boşaltıyor gereksiz gördüklerini çöpe, gereklileri tekrar evlere yerleştiriyordu. İşten çıkıp eve giderken bir gün o da ne? Çok güzel fakat yıpranmış kıyafet parçaları, yastık yüzleri(eski sedirlerde olan saman yastıklar) çarşaf (dimi dokuma) atılmış çöpün yanına. Hemen onlardan biraz toparladım ve eve getirip yıkayıp ütüledim. Bu süreç uzunca bir zaman sürdü. Dokuma kursu açılması aynı dönem tabi daha da bir güzel oldu. Öğlen araları mesai sonu derken dokumayı tekniklerini de öğrenmiş oldum. Sonunda eğitim verebilecek resmi gerekliliklerde süreç içinde oluştu.

Birazda okuyucunun pek tat almadığı ama değinmek zorunda olduğumuz akademik yâda bilimsel konulardan sormak istiyorum. İlk Kumaş ve ilk tezgâhların Anadoluyla olan irtibatından söz edelim derim.

Neolitik taş devrine ait olan dünyadaki ilk kumaş parçalarından biri Konya’nın Çumra ilçesinde yapılan arkeolojik kazılarda 9 bin yıllık bir yerleşim alanı olan Çatalhöyük’te bir bebek iskeletine sarılı olarak bulunan ve yapılan incelemeler sonucu kendirden dokunduğu anlaşılan bir kumaş parçası.

Çatalhöyük kazılarında ortaya çıkarılan tarihi keten kumaş.

Antik dönemde keten, yün ve benzeri malzemeler eğrilip ip haline getirildikten sonra dokuma tezgâhlarında dokunmuşlardır.

Tezgahlar ise ;

-Uçları Ağırlıklı Dikey Dokuma Tezgâhlar

-Yatay Yer Tezgâhlar

-Alt ve Üst Kirişlere Sahip Dikey Dokuma Tezgâhlar olmak üzere sınıflanıyor.

Bölgemizde öncelikle dokuma kuyusu denilen el tezgâhlarının yani “yatay yer tezgâhlarının” varlığı yine tespit edilmiş ana başlıklardan biri.