Ahmet Koçdemir

BİR YUVA, BİR VİCDAN, BİR ŞEHİR

Ahmet Koçdemir

Bazen sosyal medyada karşımıza çıkan bir paylaşım, insanın içini ısıtır.
Günlük hayatın koşuşturması içinde birçok şeyi görür geçeriz ama bazı görüntüler vardır ki insanın yüreğine dokunur, aklından çıkmaz.
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada dolaşırken, Elazığ Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren
Arslanlı A.Ş.
tarafından yapılan bir paylaşım dikkatimi çekti.
Paylaşımın başlığı çok anlamlıydı:
“Bu bir sahipleniş hikayesidir…
Hayatımıza renk kattın, hoş geldin Lessi…”
Fabrikanın kapısına gelen sahipsiz bir köpek…
Sessizce duran, yorgun ama umutlu bakan bir can…
Onu görmezden gelmek de mümkündü.
Kapıdan uzaklaştırmak da mümkündü.
Ama öyle yapmadılar.
Önce ona bir isim verdiler.
Lessi dediler.
Veterinere götürdüler, bakımlarını yaptılar.
Soğuktan, yağmurdan korunması için bir yuva hazırladılar.
Kendi emekleriyle yaptılar, kendi boyalarıyla boyadılar.
Ve paylaşımlarında şu cümleyi yazdılar:
“Biz ona sadece bir yer verdik, o bize çok daha fazlasını…”
Bu sözleri okuduğumda içimde farklı bir duygu oluştu.
Çünkü hayvan sevgisi, insanın içinde varsa zamanla büyüyen bir duygudur.
Evimizde baktığımız kediler var.
Ama insan bir süre sonra sadece evindekine değil, dışarıdaki tüm canlara karşı sorumluluk hissetmeye başlıyor.
Yağmurda, soğukta, kapı önlerinde bekleyen kedileri gördükçe içim rahat etmiyordu.
Ben de acaba onlara da bir yuva yapılabilir mi diye düşündüm.
Bu düşünceyle, aynı hassasiyeti gördüğüm
Arslanlı A.Ş.
yetkililerine ulaştım.
Durumu anlattım.
Dışarıda baktığımız kediler olduğunu, özellikle soğuk ve yağışlı günlerde korunabilecekleri bir yuva ihtiyacı olduğunu söyledim.
Sağ olsunlar, hiç tereddüt etmeden yardımcı olacaklarını ifade ettiler.
Kısa süre içinde hazırlanan yuva, çalışanları tarafından evimin önüne kadar getirildi.
Yuvayı gördüğümde içimden geçen ilk cümle şu oldu:
Bu bir kulübe değil,
bir merhametin emeğe dönüşmüş hali.
Çünkü bu sadece bir barınak değildi.
Bu, yoğun iş temposu içinde bile bir canı unutmayan insanların göstergesiydi.
Elazığ’da sanayi denince akla sadece üretim gelmemeli.
Bu şehirde yatırım yapan, istihdam sağlayan, üretim yapan insanların aynı zamanda gönlü de büyük.
Arslan ailesinin yıllardır Elazığ’a yaptığı yatırımlar, sağladığı istihdam, şehre kattığı değer zaten bilinen bir gerçek.
Ama bir fabrikanın kapısına gelen bir hayvana sahip çıkmak, ona yuva yapmak, işte bu başka bir şeydir.
Geçmişte Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı da yapmış olan
Asilhan Arslan
ve Arslan ailesinin bu duyarlılığı, bu nezaketi ve bu merhameti gerçekten takdire şayandır.
Bugün sokaklarda daha fazla mama kabı görüyorsak,
arabasında hayvan maması taşıyan insanlar varsa,
çocuklar bir kediyi korkmadan sevebiliyorsa,
demek ki toplum olarak hâlâ güzel duygularımız var.
Bir fabrikanın kapısına gelen bir köpeğe yapılan yuva,
belki küçük bir olay gibi görünebilir.
Ama aslında bu, bir şehrin vicdanını gösterir.
Teşekkür ediyorum
Arslanlı A.Ş. ailesine…
Teşekkür ediyorum merhameti unutmayan herkese…
Çünkü insanı insan yapan şey,
sahip oldukları değil,
sahip çıktıklarıdır.
Bu yüzden bazen yapılan şey küçük görünür,
ama bıraktığı iz büyüktür.
Bir kulübe yapılır,
ama aslında bir vicdan onarılır.
Ve insan,
başkasına verdiği sıcaklık kadar insandır.

Yazarın Diğer Yazıları