Bu Şehir Hepimizin; Sadece Eleştirmek Değil, Doğayı Unutmadan Geleceği İnşa Etmek:
Fatih Sultan Mehmet bir sözünde, “Ormandan bir dal kesenin başını keserim” der.
Mustafa Kemal Atatürk ise “Ormansız bir yurt vatan değildir” diyerek meseleyi bambaşka bir yere taşır.
Ve Kâinatın Efendisi, Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.v.), kıyamet koparken bile elindeki fidanı dikmeyi öğütler.
Bu sözler bize şunu anlatır:
Ağaç, sadece ağaç değildir. Bir medeniyet ölçüsüdür, bir vicdan göstergesidir.
Bugün Elazığ’da yapılacak yeni Öğretmenevi projesi kapsamında, yıllardır ayakta duran ağaçların kesilmesi bu yüzden sadece teknik bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir hassasiyet haline gelmiştir.
İnsanların tepkisi boşuna değildir. Çünkü herkes bilir ki:
“Yaş kesen baş keser.”
Evet… 40-50 yıllık ağaçlar kolay yetişmiyor.
Bir gölge, bir hatıra, bir nefes… Bunlar bir günde oluşmuyor.
İnsanlar haklı olarak soruyor:
“Bu ağaçlar yıllardır duruyordu, şimdi mi hastalıklı oldu?”
Bu soru önemlidir. Çünkü doğaya karşı şeffaflık, güvenin temelidir.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.
Elazığ’da son yıllarda yüz binlerce fidan toprakla buluşturuldu. Sadece son yıllarda 866 bin 315 fidan dikildi. Orman Haftası kapsamında binlerce fidan vatandaşlara dağıtılırken, sadece bir etkinlikte 7 bin fidan, toplamda ise 23 bin fidan vatandaşlarla buluşturuldu. Millî Ağaçlandırma Günü kapsamında ise her yıl binlerce gönüllüyle fidanlar toprakla buluşuyor.
Üstelik bu sadece yerel değil, ülke genelinde de ciddi bir seferberliktir. 2019 yılından bu yana 11 Kasım Millî Ağaçlandırma Günü kapsamında Türkiye genelinde 34 milyon 733 bin fidan toprakla buluşturulmuş, 40 bin hektardan fazla alan ağaçlandırılmıştır.
Yani ortada sadece kesim yok; aynı zamanda güçlü ve sürekliliği olan bir ağaçlandırma politikası da var.
Şimdi soralım:
Hiç ağaç dikmeyen mi daha tehlikeli, yoksa kesip yerine daha planlı şekilde yeniden diken mi?
Sorun aslında ağaç değil…
Sorun, insanların şuna inanmak istemesi:
“Kesilenin yerine daha iyisi gelecek mi?”
Eğer daha fazla ağaç dikilecekse, peyzaj planı güçlü olacaksa ve o alan gerçekten daha yeşil hale gelecekse… bu bir yıkım değil, bir dönüşüm olur.
Ama eğer verilen sözler tutulmazsa, işte o zaman eleştiri değil, tepki büyür.
Bugün sosyal medyada en çok doğayı savunanlara bakın… Kaçı hayatında bir fidan dikti?
Ormana sahip çıkmak sadece paylaşım yapmak değildir.
Elini toprağa değdirmektir.
Unutmayalım:
Ağaç dikmek kolaydır…
Asıl mesele onu büyütmektir.
Elazığ’da yapılacak Öğretmenevi önemli bir ihtiyaçtır. Ama doğa da vazgeçilmez bir emanettir.
Bu yüzden kurumlar daha şeffaf olmalı, vatandaş daha yapıcı olmalı ve herkes şunu bilmeli:
Doğa hepimizin… Ama sorumluluk da hepimizin.
Bugün kesilen bir ağacı konuşuyoruz…
Yarın dikilecek olanları da takip edelim.
Çünkü mesele sadece eleştirmek değil,
doğruyu birlikte inşa etmektir.
Saygılarımla