DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Prof.Dr.Mehmet Çavaş
Prof.Dr.Mehmet Çavaş

BATININ KUKLASI YUNANİSTAN!

Osmanlı Devlet-i Aliye’si 1350’li yıllarda Rumeli’ye ayak basmış, önce Dedeağaç, Dimetoka ve çevresini daha sonrada Gümülcine’yi fethetmiştir. 15. Yüzyılın sonlarına doğru ise Yunanistan’ın tamamını ve Balkanları fethederek Viyana kapılarına dayanmıştı. Uzun yıllar Devlet-i Aliye’nin egemenliğinde yaşayan Balkanlardaki farklı dil, din ve kültüre sahip azınlıklar asimile edilmeden, uygulanan adalet ve eşitlik temelindeki yönetim anlayışı ile dillerini konuşmuş, dinlerini yaşamış ve kültürlerini kuşaktan kuşağa aktarmışlardır. Bu durum Osmanlı Devleti zayıflayana kadar devam etmiştir. Bir taraftan Osmanlının zayıflaması diğer taraftan da Fransız ihtilali ile başlayan milliyetçilik hareketleri Devlet-i Aliye’deki azınlıkları da menfi olarak harekete geçirmiştir. Dönemin küresel güçleri olan İngiltere, Fransa ve Rusya’nın da desteği ile Osmanlı topraklarındaki ilk ayaklanma Yunanlılar tarafından Mora’da başlatılmış ve o bölgedeki Türk ve Müslüman ahaliye soykırım uygulanarak binlerce kadın, erkek, yaşlı ve çocuk vahşice katledilmiştir. Avrupa’dan gelen savaşçıların desteğini de alan Yunanlılar “Hristiyanlar’a huzur, Konsüllere saygı, Türklere Ölüm” sloganıyla isyanı sürdürerek geniş bir alana yaymayı başarmışlardır. Buna karşın, Osmanlı Devleti tarafından isyanı bastırmak üzere gönderilen kuvvetler başarılı olsa da özellikle paşalar arasındaki çekişmeler nedeniyle nihai bir sonuç alınamamıştır. Bu isyanlar sırasında Avrupa’dan gelen bazı savaşçılar Yunanlıların yaptıkları mezalimi görünce pişman olmuş ve ülkelerine geri dönerek anılarında onları “alçak, korkak ve iyilikbilmez bir soy” olarak tanımlamıştır. Ancak, 1821-1826 yılları arasında devam eden bu isyanları bastırmaya çalışan Osmanlı Devleti, Navarin baskını ile yarımadadaki hâkimiyetini fiilen kaybetmiştir. Bunun üzerine 3 Şubat 1830 yılında Londra’da toplanan üç devlet tarafından imzalanan bir protokol ile kurulacak Yunan devletinin sınırları ve statüsü belirlenerek bağımsız bir devlet olması sağlanmıştır. Bu arada Osmanlı Devleti ile Rusya arasında devam eden savaşta Osmanlı Devleti yenilmiş ve Rusya ile Osmanlı devleti arasında imzalanan Edirne antlaşmasıyla Osmanlı devleti 24 Nisan 1830 yılında Yunanistan’ın bağımsızlığını tanımak zorunda kalmıştır. Fakat kurulan Yunanistan’ı yönetecek bir kral bulunamadığı için ancak kuruluşundan üç yıl sonra alman asıllı olan Bavyera Prensi I. Otto Yunanistan’ın kralı olarak tahta oturtulmuştur. Bu durum bile aslında Yunanistan’ın bir kukla devlet olarak kurulduğunun açık bir göstergesidir. Yunanistan’ın sözde bağımsızlığının Osmanlı Devlet-i Aliye’si üzerinde iki önemli etkisi olmuştur. Birincisi Osmanlı toprakları üzerinden ilk kez bağımsız bir hristiyan devleti kurulmuştur. İkincisi de Osmanlı tebaası olan başta Ermeniler olmak üzere birçok azınlığın bağımsızlık mücadelesi için organize olarak ayaklanmalarını sağlayan önemli bir örnek olmuştur. Uzun yıllar iç isyanlarla meşgul olan Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile birlikte parçalanmıştır. Kukla bir devlet olarak kurulan Yunanistan, I. Dünya Savaşı sonrasında emperyalist güçler tarafından yine sahneye sürülmüş ve 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkarma yapması sağlanmıştır. Yunanlılar, bu dönemde de işgal ettiği bölgelerde ciddi katliamlar yapmış, fakat şartların değişmesiyle birlikte işgal ettiği bu toprakları terk etmek zorunda kalmış ve Gazi Mustafa Kemal Paşa komutasındaki milli mücadele kahramanlarımız tarafından Yunanlılar, İzmir’de denize dökülerek balıklara yem edilmiştir. Bunlardan hiç ders almayan Yunanlılar daha sonra Kıbrıs Türklerine yıllarca soykırım uygulamış ve binlerce Türk soydaşımızı katletmişlerdir. 1974 Kıbrıs Barış Hareketi ile yine gereği yapılarak adanın yarısı kısa bir zamanda Yunan Rumlarından temizlenmiş ve batının devreye girmesiyle harekât durdurulmuştur. Eğer harekât 24 saat daha devam etseydi Kıbrıs’taki Rumlar da Akdeniz’in derinliklerine gömülecekti. Tarihi süreç değerlendirildiğinde Yunanistan kurulduğu günden bugüne hep emperyalist güçlerin işgali ve etkisi altında bir kukla devlet olduğu görülmektedir. Ne yazık ki bazen emperyalist güçlerin yönlendirmesi bazen de iç siyasi çekişmelerden dolayı Türkiye’yi hep düşman ilan eden Yunanistan’ın her eylem girişimine karşı Türkiye misliyle cevap vermiş ve ağır bedeller ödetmiş olmasına rağmen, Yunanistan bu hüsranlardan hiç ders almamıştır. Bugün gelinen noktada ABD’nin işgali altındaki Yunanistan, ABD ve diğer bazı batılı ülkelerin gazına gelerek Türkiye ile tansiyonu yükseltme gayreti içerisine girdiği hepimizin malumudur. Fakat Yunanistan unutmamalıdır ki geçmişte emperyalist güçlerin desteği ile yaptıklarının bedeli nasıl ödetildiyse, bugün de ABD ve Batının sözde desteği ile yapacağı bir hatanın hem kendisinin hem de içerideki işbirlikçilerinin sonu olacağını bilmeli, eğer bilmiyorsa İzmir ve Kıbrıs’ı hatırlayarak hafızasını tazelemelidir…

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Adana Demirspor716
  • 2Galatasaray716
  • 3Başakşehir FK614
  • 4Beşiktaş714
  • 5Konyaspor714
  • 6Fenerbahçe613
  • 7Trabzonspor713
  • 8Kayserispor712
  • 9Gaziantep FK711
  • 10Kasımpaşa79
  • 11Alanyaspor78
  • 12Giresunspor67
  • 13Fatih Karagümrük66
  • 14Antalyaspor76
  • 15İstanbulspor65
  • 16MKE Ankaragücü64
  • 17Sivasspor74
  • 18Ümraniyespor72
  • 19Hatayspor61
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
ELAZIĞ SONSÖZ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA