Cemil Turgut

Bu Kış Eski Kışlar Gibi

Cemil Turgut

Orta yaşın üzerindekiler hatırlayacaklardır, Elazığ’da eski kışlar oldukça çetin geçerdi. Evler genellikle tek katlı kerpiçten yapılmış, dam usulü evler idi. Kar yağdıktan sonra damlar kardan temizlenir, ardından loğ denilen yuvarlak beyaz taşlarla loğlanırdı. Eğer yoğun bir çamur varsa dama saman serpilir ve eve su akmasının önüne geçilirdi.

O kadar çok kar yağardı ki evlerden çıkmak neredeyse imkânsız olurdu. O zamanlar devletin yeterince kar temizleme aracı olmadığı için iş başa düşer ve sabahın erken saatlerinde hummalı bir çalışmayla evin babaları kürekleri alır kapının önünü temizlemeye koyulurlardı. Hemen her evin önü küreklerle temizlenir ve okula gidecek öğrencilere yol açılırdı. 

Öğrenciler kapıdan çıkardı çıkmasına da yollarda çok fazla kar olduğu için bata çıka okullarına varırlardı. Birçok öğrencide çizme olmazdı. Naylon ayakkabılar olurdu ve onların da içi karla dolardı. Çoraplar su içinde kalır ayaklar adeta donardı. Birçok okulda sınıflarda soba olurdu öğrenciler ayaklarını sobaya doğru tutar ısıtmaya çalışırlardı. Öyle ki tahtaya kalkan öğrenciler ayaklarını ısıtmak için sobaya yakın durmaya çalışırlardı. Çizmesi olanlara gıptayla bakılırdı. Birçok öğrenci “acaba bir gün benim de çizmem olur mu?” diye iç geçirirdi. Eller çoğunlukla koltuk altlarında ısıtılırdı. 

Bu kadar zorlu kış şartlarına rağmen herkes halinden memnundu. Çocuklar dışarda kar topu oynar, kardan adam yaparlardı. Evlerde genellikle boyanabilen eski tip sobalar olur ve güp güp güp sesleriyle yanardı. Üşüyen çocuklar eve döndüklerinde sobanın etrafında toplanır yemeklerini yer yemez yere serilen döşeklere atlar, sonra derin uykulara dalarlardı. Bu akşamların en zevkli tarafı tüm kardeşlerin sobanın olduğu aynı odada yatmalarıydı. 

Yoğun kar hayat şartlarını çok zorlaştırırdı. Hastaların bir sağlık merkezine gitmesi neredeyse imkansız hale gelirdi. Hele bir evde doğum hastası varsa ve doğum yakınsa ve zorsa işte o zaman çileli günler başlardı. Zaten koca mahallede sadece birkaç araba olurdu. Onlar da o karda kışta çıkamazlardı zaten. Sonuçta bir ebe bulunur ve doğumu onun yaptırması beklenirdi. Nihayet bebeğin var gücüyle ağladığı o ses duyulunca kısmi bir rahatlama olur annenin de iyi olup olmadığı merak edilirdi.

Eski kışların yoğun karla sert geçmesi aslında hayatın da kolay geçmesi demekti bir bakıma. Barajlar dolar, bol su olur, karın örttüğü ekinler yeşerir, bahçelerdeki ağaçlar gelişir dallar meyveden kırılır hale gelirdi. Meyve ve sebze alabildiğince çok olurdu. 

Öte yandan birçok şey kar sayesinde doğal olurdu. Ekmekten tutun da bol ot yiyen hayvanların verdiği ürünlere sebze ve meyvelere kadar her şeyin lezzeti damak çatlatırdı. Bu gün ki gibi yenilen içilen şeylerin olmayan tadından çok çok farklı tatları olurdu.

Denebilir ki bu yılın kışı eski kışlar gibi oldu. Kapıların önü adeta kar yığınlarıyla doldu. Yollar kapandı, arabalar yerlerinden hareket edemedi. Ülkemizin her tarafını beyaz bir melek kaplamış gibi. Tıpkı yetmişli, seksenli yıllardaki gibi çocuklar kar topu oynayarak, kardan adam yaparak çok mutlu oldu. Öyle anlaşılıyor ki bu yaz susuz kalmayacağız, bol bol meyve ve sebze yiyeceğiz. Geçmişteki kışlardan sonra olduğu gibi bol ve bereketli bir yaz olacak.

Yazarın Diğer Yazıları