Doç.Dr.Birol Azar

Bayram…

Doç.Dr.Birol Azar

Bayram nedir? Diye bir soru sorulsa lügat tanımlarının dışında pek çok tanım karşımıza çıkacaktır. Genel tanımlamaların dışında bayram kişinin kendisini eksik hissetmediği zaman dilimleri olsa gerektir. Zira bayram öncesi arife gününde mezarlık ziyaretleri artık aramızda hatıralarıyla bulunan sevdiklerimize karşı bir vicdani sorumluluk olarak Tanrısal sesin gereği olarak yapılmakta, kişi çok sevdiği anne, baba, evlat ve yakınlarının mezarlarını ziyaret ederken bayram sevincinin utangaçlığını yaşamakta huzura bu mahcubiyetle gitmekte sen yoksan eksiğim mesajını vermektedir. Kaybı yakın bir zamanda olmuş ise bayramı kara bayram olmakta yas sürekli tekrarlanan ritüel ve söylemlerle yaşanılmakta adeta bayram karanlığa gark olmaktadır. Sevincin, neşenin, mutluluğun doruk noktası olması gereken bayram kalbinde sevdiklerinin mezarını taşıyanlar için içten akıtılan ıstırabın yas günleri olmaktadır. Evladından uzak bir annenin bayramı bu kavramın getirisi altında daha da ağırlaşmakta, dört gözle beklenen gelmediği takdirde bayram tüm ağırlığınca yüreklere inmekte sessiz çığlık bayramı küle döndürmektedir. Acılar bayramı sembolik kutlamalar haline getirmekte acıyı hisseden ..mış gibi bayramı geçiştirmektedir. Bir daha görmeyeceğini bilmek, insanı boşluğa düşürmekte, arkasının olmayacağını bilmek kişinin elini kolunu bağlamaktadır. Bağlanan el kol bayramlaşamamakta boyun eğip içten içe sonu beklemektedir. Belki de bu yüzden bayramlar eksik olanları tamamlayabilmek için içerik değiştirmek zorundadır. Bireyin sık sık dile getirdiği “nerede o eski bayramlar?” cümlesi de aslında kodların yitirilişinin ifadesidir. Eskiden de sorulsaydı yine bu cümle duyulacak cevap değişmeyecekti. Çocukluk dönemindeki kaygısız günler Ramazan’ın ve bayramların duygusal anılmasını getirmekte, birlikte yemek yemeler, alınan bayramlıklar, babanın bayram harçlığı vermesi annenin telaşı, dini pratikler iletişimi arttırmakta minik hafızaların bilinçaltına bayramlar güzel günler, güzel anlar olarak kodlanmakta büyüyünce bu kodlar silinmez izler bırakmakta günden güne eksilen insan kodlarına ara ara dönmekte ve o sürekli tekrarlanan hayat nakaratına sarılmaktadır. Ailesinde yaşadığı mutlu vakitler, sevgi ve şefkat dönemlerinin bıraktığı izleri bayramlara yormakta halbuki bayramları anlamlı kılan geçirilen tam olma hali iken o anların ebediyen ortadan kalkması ile hep bir cümleye sarılmaktadır. İsyanı, endişesi, feryadı, ağıdı hep bu cümlede gizlidir. Açıkça söyleyemedikleri, pişmanlıkları kayıpları, itirafları bayram üzerinden bu cümlede toplanmıştır. Şu bir gerçektir ki eksik olanın bayramı da eksiktir…

Yazarın Diğer Yazıları