Kurban yaratıcıya yaklaşmak takva sahibi olmak, O’nun emirlerine, buyruklarına teslim olmak ise neden insanlık, tarih boyunca bu yolu/ritüeli kan akıtarak gerçekleştirmeye çalışıyor? Hepimiz bu ibadetin kökeni konusunda Hz. İbrahim ve oğlu İsmail hadisesini az çok biliyoruz. Ve bu olayı genelde bu hadiseye dayandırıyoruz. Kurban geleneği insanlığın tarihi boyunca kendisine ve inandığı varlıklara duyduğu bağın derin bir ifadesi. Fakat insanlık tarihindeki ilk kurban hikayesi Hz. Adem’in oğulları Habil ile Kabil’in arasında geçen çarpıcı olaydır. Neden kurban sundular? Hz. Adem’in iki oğlu Habil ve Kabil arasındaki eş seçimi anlaşmazlıkla sonuçlanınca Hz. Adem Allah’ın emriyle her birinin diğerinin ikiziyle evlendirmek istedi ama Kabil buna razı olmadı Hz. Adem: “ Allah’a kurban sunun kimin kurbanı kabul edilirse o haklıdır” dedi Kuran, Maide suresinde şöyle anlatır “hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı birinin kabul edilmiş diğerinin kabul edilmemişti” Hz.Adem oğullarına en değerlilerini kurban sunmalarını ister. Allah hangisinin sunduğu kurbanı beğenirse ortadaki kadını o alacaktır. Habil bir çobandı en güzel koyununu seçti çünkü Allah’a en iyisini sunmak istiyordu. Kabil ise çiftçiydi ama sıradan değersiz ekinleri seçti niyeti samimi değildi Peygamberimizin dediği gibi ameller niyetlere göredir Allah Habil’in kurbanını kabul etti rivayetlere göre gökten bir ateş inip Habil’in kurbanını yuttu bu Allah’ın beğenisinin bir işaretiydi. Kabil’in kurbanı reddedildi Kabil kıskançlıkla öfkelenip kardeşine: “ seni öldüreceğim” dedi Habil sakin bir şekilde cevap verdi. Allah sadece samimi olanlardan kalbi temiz olanlardan kurban kabul eder eğer sen beni öldürmek istersen ben sana aynı kötülüğü yapmam çünkü ben Allah’tan korkarım diye cevap verir ne yazık ki Kabil kıskançlığına yenildi ve Habil’i öldürdü. Dünyadaki ilk cinayet kan görmemiş hayatında ne yapacağını bilmeyen Kabil pişman oldu. Allah ona bir karga gönderdi. Karga toprağı eşeleyerek Habil’in cesedini nasıl gömeceğini gösterdi Kabil yazıklar olsun bana diyerek utandı. Esasında hikâyeyi bir de şöyle okumak mümkün olsa idi neler değişirdi? Tanrı en değerlilerini kurban olarak istedi Kabil için en değerli şey kardeşi Habil idi onu vermemek için elindeki tahılı gösterdi ve verdi Tanrı bunu hissetti ve kurbanını kabul etmedi ama ölüm cezası da vermedi ona ne yapacağını göstermek için bir karga gönderdi, Sümer tabletlerine göre ise de Tanrılar bunun bir cezası olmalı lazım ölüm cezası olmaz onu sürgüne gönderelim diyerek onu sürgüne gönderirler Kabil’in soyu belli olsun diye de onun soyundan gelenlere bir işaret bırakılır kılsız olmak. Bugün Kızılderililer, İnkalar kılsızlıklarını bu olaya bağlarlar. Dünyadaki ilk kurban olayının merkezinde bir kadın vardır. Kadın, hem bu ritüelin başlamasına sebep hem de bu sebebe sebep olduğu için kurbandır. Kadın ve kurban kavramlarının birlikteliği hiç kopmadı yazgıları tarih boyunca hiç değişmedi. Gelgelelim en değerlinizi kurban verme işi de hep göz ardı edildi etrafından dolaşıldı besili, güçlü hayvanlar üzerinden yerine getirildi. Şamanlar kurbanı tanrıya verilen rüşvet olarak değerlendirdiler ama o zamanlarda da en besili iyi güçlü güzel atlarını üzerine yük vurmadan çalıştırmadan doğaya kurban verdiler kan dökmediler adına ıduk deyip yaratıcıyla örtülü pazarlığa giriştiler. Sahi neden kurban ederiz köprüden geçmek için mi? Kestiğimiz hayvanın başındaki tüyler kadar huri almak için mi? Öte alemde kurbanın yakut gözlerinin bizi cennete götürmesi için mi? İnsanoğlu almadan vermez, karşılığında iyi bir şey elde edecekse kurban eder. Halbuki hayatımızda nice kurbanlar veririz de ruhumuz duymaz. Yaptıklarımızla, yapamadıklarımızla, neleri kurban verdik. Nelerden vazgeçtik, nelere kavuşmak için bedeller ödedik her bedel kurban değil mi? Bizatihi hayatın içerisinde tutunmak kurban değil mi? Kabil hep suçlandı ama o çok sevdiği kardeşini vermeyerek kendisini bile bile kurban etmedi mi? Hayatınıza dönüp bir bakın bile bile neleri kurban ettiniz? Kurban bayramımız kutlu ola…