1950 yılların başında Hindistan’ın Delhi şehrini zehirli kobra yılanları basar bu durumdan kurtulmak için devrin yöneticileri çözüm arar ve kobra kafası getiren herkese ödül verileceğini ilan ederler. İlk başlarda işe yarar bu uygulama kobraların sayısında ciddi azalmalar görülmeye başlanır. Ancak insan zihninin pragmatik yönü hemen devreye girer ve insana; “ne uğraşıyorsun yılan yakalamakla hem riskli bir iş” diyerek onu daha kolay bir yönteme yöneltir. Evlerinin bodrumları boştur kim sokaklarda kobra peşinden koşacak derler ve evlerinde kobra yetiştirip home office durumuna geçerler. Evlerin bodrumları artık kobra üretim çitliklerine dönüşmüştür. Yetkililer durumu fark ettikleri an ödül programını iptal ederler, ellerinde kalan kobraların işe yaramadığını gören insanlar kobraları sokaklara salarlar. Artık eskisinde daha fazla sokaklarda kobra vardır. Hikâye bize şunu anlatmaktadır. Bir sistem inşa ederken/oluştururken -özellikle bizim gibi toplumlarda- o sistemin içindeki insanın ahlakına değil çıkarlarına odaklanıp sistemde olabilecek açıkları tespit etmeli ve sistem sonra uygulamaya sokulmalıdır. İnsan fıtratı su misali boşluk gördüğü alana sızmakta hünerlidir. Eğer başarı kriteri rakamlara, oranlara bağlanırsa insan o rakamlara ulaşmak için asıl amacı çok çabuk gözden çıkarır. Hedefe giden her yol mubahtır anlayışıyla gerçek bir katma değer üretmeyi değil sadece o skorları yüksek tutmaya başlar. Ülkemizde sistemlerin açıkları konusunda zaman zaman gazetelerde, haberlerde orijinal kaçış ya da sıyrılış yöntemlerini hayretle duymaktayız öyle ki bazıları artık kuralmış gibi algılanmaya başlanmış kanıksanmış yerleşmiştir bünyeye. Örneğin devlet konut satışından vergi alacak, hemen pratik zeka devreye girer satış değeri düşük gösterilir, son zamanlarda sistemin bu durumu yakalayıp ceza kesmesine şaşırılmakta sanki olmaması gereken bir durum gibi algılanıp beyin error vermektedir. Sosyal yardım alabilmek için sigortasız çalışmak istenmekte işveren de “yaşasın yuppi!diyerek tiyatroya katılmaktadır. Teşvik alabilmek için belirlenmiş rakama ulaşmak için canhıraş çalışılmakta amaç rakama feda edilmektedir. Projeniz yoksa hiçlikte en az bir sayısına ulaşınca varlığa görünüre transfer olmakta başarı rakamlarla ifade edilmektedir. Fakat avcı ne kadar hile bilirse tilki de o kadar yol bilir atasözü unutulmakta kurumlardan hedefteki rakam ısrarla istenmektedir. Milyon euroluk futbolcular asgari ücretle çalıştırılmakta, kurumlar vergiden kaçmak için voleybola yönelmektedir! Türkiye gibi pratik zekanın çok yüksek olduğu ülkelerde bir kural koyarken bu kuraldan nasıl kaçılır? Sorusu ilk sorgulanmaya başlayan aşama olmalıdır. Bu sorgulamayı yapmaya he otorite kendi kobrasını üretmiş olur.