Doç.Dr.Birol Azar

Ve Kadın Yaratıldı…

Doç.Dr.Birol Azar

Tanrı, toprağın hafifliğini, geyik yavrusunun bakışını, güneşin ışığını, neşenin sesini ve gözyaşını aldı, rüzgârın kararsızlığını, tavşanın mahcubiyetini, tavusun kurumunu, kırlangıcın boynundaki yumuşaklığı buna ilave etti, bunların üzerine kıymetli taşların sertliğini, lalin tatlı çeşnisini, kaplanın vahşiliğini, ateşin hararetini karın ürperticiliğini ekledi, buna karganın gevezeliğini, kumrunun mırıltısını kattı. Bütün bunları eritti ve kadını yarattı. Yarattığı kadını erkeğe hediye olarak verdi.

Tanrı, kaplumbağanın ağırlığını, bulutların kasvetini, tilkinin hilekârlığını, boranın dehşetini aldı. Sülüğün yapışkanlığını, kedinin nankörlüğünü, hindinin kabarışını, gergedanın derisinin sertliğini buna ilave etti, bunların üzerine bakırın madeniliğini, ayının kabalığını, kutupların soğukluğunu ekledi, bunlara bukalemunun her an değişen rengini ve sivrisineğin vızıltısını ekleyerek  erkeği yarattı  kadını ıslah etsin diye…Hint mitolojisinde kadın ve erkeğin yaratılışı böyle açıklanır. Görüleceği üzere kadın neredeyse bütün güzel ve estetik unsurlarla örülü bir şekilde yaratılırken erkek estetikten, anlayıştan, nezaketten yoksun dümdük bir sopa anlayışıyla yaratılmış. Metinlerin son cümleleri ise neredeyse tüm inançlarda ve kültürlerde olanı ifade etmekte, kadının hediye olarak erkek için yaratılması anlayışı hediye edilenin hediye verilenin önemine göre teçhiz edilmesi gibi bir resmi ortaya çıkarmakta kadın yine örtülü bir şekilde meta sayılmaktadır. Zaten bu metinler eril dilin ürünleridir. Bütün güzelliklerin toplandığı kadın, odun gibi yaratılan erkeğe ıslah edilsin diye hediye edilmektedir. Tüm zamanların inceden inceye hissettirdiği bazen örtülü bazen aşikâr olarak gösterdiği/ifade ettiği esrarlı düşünce de budur, ıslah edilsin, kontrol edilsin, yönetilsin, karnından sıpa eksik edilmesin, zaten saçı uzun aklı kısa, eskötek(eksik etek), kadına danışın dediğinin tam tersini yapın, evinde otursun yemek yapıp çamaşır yıkasın çocuk baksın başka bir şey istemem gibi yüzlerce cümle kadının dünyada yer edinme mücadelesinin küçümsenmiş iğdiş edilmiş ifadeleridir. Gerçek şu ki tüm inançlar erildir ve eril dil üzerine inşa edilmiştir. Kadına ancak müsaade ettikleri kadar alan açarlar keza kültürler de öyledir, kadın eril söylemin ve iktidarının altında eskötek yani aciz, çaresiz kalmakla ve itaat etmekle var olacağını sanmıştır yıllarca ve dahi değişen pek de bir şey yoktur aslında. Adem cennete iken ona yasak meyveyi yediren Havva ile kadın şeytanlaştırılmakta, sussa yakılmakta, konuşsa dövülmektedir. Yaklaşık olarak her yıl ülkemizde 350 kadın cinayeti işlenmekte bunlar vakayı adliyeden sayılmaktadır. Vitrin için partiler kadın kontenjanı ayırmakta, kadın bakan atamakta, tezgahtarlar, insan kaynakları, tv spikerleri, satış elamanları kadınlardan seçilmekte vitrin güzelleştirilmekte ama çocuğuyla günlerdir metro istasyonlarında kalan parklarda öldürülmemeleri için yardım isteyen ama sonunda evladıyla cenazeleri denizden çıkarılan kadın için sadece yayın yasağı getirilmektedir. 8 martta kadınların ne kadar önemli oldukları, onlar olmazsa dünyanın çirkinleşeceği söylenmekte, minnettarlıklar belirtilmekte sembolik birkaç kadına yılın kadını her ne ise artık verilmekte dijital alem kadınların yücelikleriyle kaynamakta hediyeler alınmakta eğlenceler tertip edilmekte ama “ben intihar etmem ölürsem cinayete kurban gitmişimdir” diyen kadının çığlığı yine hemcinsleri tarafından görülmemektedir. Ve dahi kimsenin aklına gelmemektedir bizim için gün icat edip kutlamak bizi eşit görmemek demek değil midir demek? Öyle ya kadın dediğin aciz midir, yardıma mı muhtaçtır, soyu mu tükenmektedir ona özel gün olsun o da diğer yaratılmış gibi eşit değil midir? Kutsal kitabımızda erkeği nasıl yaratmışsak kadını da öyle yarattık demiyor mu? Kaburga meselesini icat eden eril dilin sen benden yaratıldın bana tabisin ve benim hükmüm altındasın fikri halen her fırsatta yaşatılmıyor mu? Yaratılmışlar içerisinde en güçlü ve en güzel şekilde yaratılan kadınlar…diye başlayan cümleleri kurmakta artık sizlere kalmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları