DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Dr. Murat Aygen
Dr. Murat Aygen
Giriş Tarihi : 22-09-2020 18:20
Güncelleme : 22-09-2020 23:35

Elazığ'ın Ayran'ının Kabarması.

Fikir akımlarının veya bir kentte konuşulanların, tartışmaya açılan sorunların çözülmesi, yapılacak işlerin başarılı olabilmesi için halkın desteğinin sağlanması, halk tarafından kabul görmesi ve geniş halk kitlelerine yansıtılması gerekir. Siyasi partiler için ölçü, o ilde aldığı oy oranı ve çıkardığı milletvekili sayısıdır. Örnek olarak ilimizin Uluova olarak bilinen yerlerde sulama kanallarının iptal edilmesi üzerine vatandaşların tarım yapamamasına rağmen, aynı bölgede bir siyasi parti eğer o bölgeyi temsil eden bir önceki milletvekilini (Prof. Dr. Abdulbaki TÜRKOĞLU) tekrar aday göstermeyip aynı bölgede oyunu bir önceki seçime göre arttırıyorsa demek ki seçmenlerde ve halkta bir problem var ve o siyasi partinin yaptığı doğru kabul edilir.

Aday olan bir milletvekilinin aday gösterilmemesine (Prof. Dr. Yasemin AÇIK) kızan bölge insanının partisini eleştirerek ve artık bu partiye oy yok diyerek bağırılıp çağrılması sonunda o siyasi partinin bir önceki seçim dönemine göre adayın kendi bölgesinde oy oranını artırması partilerin genel merkezlerinin politikalarının doğru olduğu anlamı çıkarılabilir. Yine Maden ve Sivrice bölgesinde aday adayları bulunmasına rağmen bunların aday gösterilmemesi neticesinde bu yörede bulunan halkın o partiye yazılı ve görsel medya aracılığıyla bu partiye artık oy yok dediği halde eleştirdiği partiye daha çok oy veriyorsa bu düşündürücüdür. Burada asıl sorgulanması gereken siyasi partilerin uygulaması değil bilakis o siyasi partilere gönül vermiş insanların verdiği siyasi kararlardır. Bu konunun Elazığ siyasal yaşamında tartışılması ilgi çekici olduğu kadar takdire değerdir. Elâzığ insanın ve toplum yapısının çok hassas bir şekilde analiz etmek gerekmektedir. Hem bölgendeki adayın aday gösterilmediğine kızacaksın hem de aynı partiye çok çalışacaksın ve bir önceki seçime göre daha fazla oy vereceksin. Bu bir “siyasi metefor” halidir. Bu durumun mutlaka psikolojik ve sosyolojik yönünün incelenmesi gerekmektedir.

Başbakan Binali Yıldırım’ın, Cazibe Merkezi programının detaylarını açıkladığı bir toplantıda canlı yayın esnasında toplantıya katılan Elazığ ETSO Başkanı İdris Alan araya girerek, Elazığ, Malatya ve Erzincan’ın da teşvikte 6. Bölgeye geçmesini istediklerini söylemesi, bunun üzerine de Başbakan Yıldırım; “Sabret be mübarek sabret" : "Açıklıyoruz, hepsini sırayla açıklıyoruz.." Sabırsız Elazığ’lı” sözüne muhatap olması, ilimizi gündeme getirerek ve Elazığ’ın 6. Bölge teşvik kapsamına alınmasını sağlayan, Elazığ'ın hakkını savunarak bir sivil toplum kuruluşu ve kanaat önderinin nasıl olması gerektiğini ispat eden, İdris ALAN ne acıdır ki girdiği ilk ticaret odası seçimini kaybetmiştir. Elazığ’da ki bugünkü tartışmanın ana temasından biride bu teşvik yasası ve Elazığ’ın 6.bölgeden çıkarılarak yeniden 4. bölgeye düşürülmesidir. Yine Ağın’da belediye başkanlığı yaparken Ağın’ı sakin şehir kapsamına alan ve Ağın’ın önünü açan eski bürokratlardan Yılmaz SERTTAŞ’ın girdiği ilk seçimi kaybetmesi hem manidar ve tartışılması gerekmektedir. Halbuki bir ilin veya ilçenin sakin (sessiz) şehir olması o kadar da kolay değildir. Birçok kıstas gerekmektedir. Elâzığ’da iki dönem belediye başkanlığı yapmış ve herhangi bir yolsuzluğa bulaşmamış, başarılı bir yönetim sergileyen Behçet SUSMAZ’ın seçimi kaybetmesi araştırılması gereken konulardır. Aslında örnekleri çoğaltabiliriz.

Elazığ'da Anavatan Partisinden (ANAP) 17. dönem Elazığ milletvekili olarak Parlamento'ya giren Mehmet Özdemir, başarılı olmasına ve tabanda sevilmesine rağmen sırf Elazığ ilinde bulunan bölge müdürlüklerinin Malatya’ya kaydırılmasına karşı çıktığı için ikinci sefer milletvekili adayı olarak listelerde kendisine yer bulamamıştır.

2002 genel seçimlerinde AK Parti listesinden 22. Dönem Elazığ Milletvekili olan, Türkiye AB Karma Parlamento Komisyonu Başkan Yardımcılığı yapan, Prof.Dr. Abdulbaki TÜRKOĞLU tabanda sevilmesi, halk tarafından saygı görüp kabul edilmesi, ilde faklı siyasi kesimler tarafından takdir edilmesi, ilmi ve insani yönü mükemmel olması ve aynı zamanda sevecen, müşfik, alicenap, güler yüzlü bir kişiliğe sahip olmasına rağmen, o dönem ilimiz milletvekili ve genel merkez yöneticisi Necati ÇETİNKAYA’nın kendisine karşı çıkması ve çalışkanlığından ve kendisini çekememesinden dolayı bir sonraki seçimde aday gösterilmemiştir. Oysa Abdulbaki TÜRKOĞLU Elazığ’da kendi partisinin dışındaki insanlar tarafından da sevilmekte, kabul görmekte ve takdir edilmekteydi. TÜRKOĞLU ismi geniş bir kesime hitap ediyordu. TÜRKOĞLU’nun aday gösterilmemesine rağmen AK PARTİ girdiği seçimde yine başarılı olmuştur.

MHP’nin Elazığ’daki sembol isimlerinden biri olan MHP Elazığ eski İl başkanlığı ve Ülkü ocakları başkanlığı yapan, üniversite gençliğiyle yakından ilgilenen ve onlara çeşitli burs veren, dışarıdan gelen öğrencilere sahip çıkan, Raif Çiçek girdiği milletvekilliği ve belediye başkanlığı seçimlerinde yeterli oy alamayıp seçilememiştir.18 Nisan 1999 yılında yapılan milletvekili seçimlerinde bağımsız aday Mehmet AĞAR doksan bine yakın oy alarak bağımsız seçilecek ve MHP’nin liste 2. de olan aday Raif ÇİÇEK az bir oyla seçimi kaybedecektir. Halbuki Mehmet AĞAR’ın aldığı oy oranı üç milletvekili çıkaracak sayıdadır. Bu oyların bir kısmı MHP’ye verilseydi MHP iki milletvekili çıkaracak ve AĞAR yine milletvekili seçilecekti. MHP iki milletvekili çıkarabilseydi Elazığ’da siyasette çok seslilik olurdu. AĞAR’a niye bu kadar fazla oy verdiniz sorusu halka sorulduğunda verilen cevap çok ilginçtir; Ne yapalım bizlere denildi ki oyları yüzbin’e tamamlayacaksınız. Bu seçimde de Elazığ insanının ayranı kabarmış ve AĞAR’a partisi tarafından yapılan haksızlığı kabul etmemiş, yine halkımız mağdurun yanında durarak büyük bir oy oranıyla kendisini bağımsız milletvekili seçmiştir.Yine 1999 yılı seçiminde MHP’den milletvekili seçilen Prof.Dr. Mustafa GÜL partisinin koalisyon ortağı olmasından dolayı bunu fırsata çevirmiş ve Elazığ’a ciddi manada bir çok yatırım getirmiş ve büyük hizmetler yapmıştır. Ancak çok ilginç milletvekili olarak girdiği bir sonraki seçimde oyları yarı yarıya düşmüş ve seçilememiştir. Elâzığ iline yaptığı hizmetleri milletvekilliği düştükten sonra konuşulmaya ve takdir edilmeye başlanmıştır.

Babası müftü Ömer Bilginoğlu`ndan ve dönemin Kuran hocalarından tevcit ve meharic-i huruf dersleri alan iki sefer milletvekili aday olan, halk tarafından çok sevilen Elazığ müftüsü Hacı Halil BİLGİNOĞLU girdiği milletvekili seçimlerini kaybetmiştir.

Halk Sağlığı Uzmanı olan, Ana-çocuk sağlığı, kadına yönelik şiddet, doğuda kadın olmak, kadının toplumsal statüsü, töre cinayetleri, çalışma yaşamı ve kadın, çocuk sağlığı, çocuk ihmali ve istismarı, engelli çocukların eğitimi, sağlıklı kentler, çevre sağlığı, sigara, alkol ve bağımlılık yapıcı maddeler gibi konularda uzman olan, sigara ile mücadele kapsamında yürüttüğü gayretli çalışmalardan takdirname alan, birçok uluslararası ve ulusal dergide yayınlanmış 250 civarında yayını bulunan, Akademik çalışmalarının yanı sıra iş yaşamında da aktif olarak yer almakta olan, akaryakıt, inşaat, turizm, enerji, medya, spor, turizm gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok başarılı şirkette ortaklıkları bulunan, kurduğu şirketlerde 2500 dolayında insanımızı istihdam eden, birçok sivil toplum kuruluşunun kurucusu ve üyesi olan, 2008 yılında, kentteki girişimci kadınları bir araya getirerek, kadın girişimci sayısını artırmak ve kadınların toplumdaki yerinin iyileştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla Elazığ İş Kadınları Derneği’ni (ELİKAD) bir grup arkadaşı ile birlikte kurup, Kadınların el emeği, göz nuru ürünlerinin satışının yapılarak aile bütçelerine katkıda bulunmalarına yardımcı olan, 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumunu sırasında 50 STK tarafından hazırlanan “EVET” bildirisine “ELİKAD” Başkanı olarak imza atarak, yürütülen çalışmalara destek veren, İyi derecede İngilizce bilen, AK Parti kurulduğundan beri Elazığ ilinde yerel düzeyde partinin her türlü çalışmalarının içinde yer alan, 2011 Genel seçimlerinde de Elazığ ilinde milletvekili aday adayı olan ve girdiği parti içi aday belirleme teamül seçiminde açık ara birinci olan ve yapılan anketlerde birinci çıkan Prof. Dr. Yasemin AÇIK, AK PARTİ’den iki defa aday adayı olmasına rağmen bir türlü milletvekili adayı gösterilmemiştir.

Bunları bir bütün olarak değerlendirdiğimizde yanlış giden bir şeylerin olduğunu anlayabiliriz. Ancak halkımızın verdiği bu kararlara da saygı duymamız gerekmektedir. Sadece bir pencereden bakarak Elazığ siyasetini değerlendirmek yanlış olur. Bu karar ve sonuçların psikolojik, kültürel, sosyolojik ve siyasi birçok ayakları vardır. Elâzığ için ortaya yeni bir perspektif koymak ve acilen bir paradigma değişikliği yapmak lazımdır.

Örnekleri çoğaltabiliriz, ama gerek görmüyorum bu verilen örneklerle sanırım Elazığ siyasetini anlamaya, çözmeye ve halkın kararlarını sorgulamaya yeter sanırım. Burada tartışılması gereken siyasi partiler değil halkın kendisidir. Bütün bu anlatılanlara rağmen Elazığ halkı zaman zaman iyi, mantıklı kararlar verebilmiş Elazığ ve Türkiye siyasetine yön vermiştir.

“Ayranı kabarmak” diye bir deyim vardır. Anlamı, öfkelenmek, kızıp bağırmak; coşmak anlamlarında kullanılır. Ayranın kabarmasından kinaye olarak kızgın, öfkeli, sinirli kişiler için de kullanılan bir deyim olarak mecaz bir şekilde oluşmuştur. İşte Elazığ siyasetinde halkımız birkaç defa ayranını kabartmış, iradesine ipotek konulmayacağını zaman zaman ispat etmiş, kendisine rağmen siyaset yapılamayacağını, kendisini tanımayanları kendisi de tanımayacağını ispatlamış ve siyasilere öyle dersler vermiş ki bugün hala Elazığ siyasetinde konuşulmaktadır. Elazığ halkı hem genel seçimlerde hem de yerel seçimlerde “ayranını kabartmıştır”. CHP’sinin 1957 yılında yapılan milletvekili seçiminde 6 milletvekilinin tamamını alması ile 1999 yılında partisi tarafından aday gösterilmeyip bağımsız aday olan ve doksan bin oy alan Mehmet AĞAR’ın seçimleri, Elazığ’lının ayranının kabardığı seçimlerdir. Eğer Elazığ’ın birikmiş ve kangren olmuş sorunları çözülmezse, bu kaotik durum devam ederse yapılacak ilk seçimlerde muhtemelen Elazığ halkı yine ayranını kabartacak gibi görünüyor. Ayrıca CHP’nin tam 41 yıl sonra Elazığ'dan bir milletvekili çıkarması da bunun örneğidir. 1977 seçimlerinden sonra ilk kez CHP'nin bir milletvekili olarak Elazığ'ı Meclis'te temsil edilmiştir.

1957 genel seçimine gelindiğinde DP, Elazığ’da önemli bir güç kaybederek, hem oy oranını düşürdü hem 6 milletvekilinin tamamını CHP’ye kaptırdı. Elazığ’da DP ilk iki seçimde (1950- 1954) elde ettiği başarılı sonuçlardan sonra büyük bir yenilgi almıştır.

1957 seçimlerinin Elazığ’da Demokrat Parti adına bir hezimetle sonuçlanmasının siyasi ve ekonomik bazı nedenleri bulunmaktadır DP’nin Elazığ’da oy getirme gücü yüksek olan ve halk üzerinde etkili olan mevcut milletvekillerinin aday göstermemesi, oy potansiyellerine sahip kişilerin muhalefet partileri tarafından aday gösterilmeleri, Elazığ halkı tarafından çok sevilen isimlerin önceki seçimin aksine bu seçimde Elazığ'dan aday gösterilmemesi, onun yerine Elazığ’da çok tanınmayan kişi ve kişilerin genel merkez kontenjanından aday gösterilmesi gibi nedenlerden dolayı 6 milletvekilinin tamamını kaybetmiştir.

Demokrat Partinin 1954 seçimlerinden sonra bir anlamda oyları garanti olarak görmesi nedeniyle rehavet havasına girerek eski enerjisini sahada sergileyememesi gibi nedenler DP’nin hezimete uğramasına sebep olmuştur.

Elazığ’ın, 1957 seçimlerinde DP’ye daha önceki seçimlerde verdiği güçlü desteği çekmesi ve CHP’ye niçin yöneldiği konusu zaman zaman gündeme gelmiş, konuşulmuş ve tartışılmıştır. DP’nin oy kaybetmesinde birçok faktörün yanında en önemi sebebin ise Elazığ’da kurulması planlanan Doğu Üniversitesi’nin Erzurum’da açılmasının etkili olduğu düşünülmektedir. Elazığ kamuoyu gündeminde o dönemde Atatürk Üniversitesi çok önemli bir yer almış ve hatta bu üniversitenin başka bir ile kaptırılmaması için Atatürk Üniversitesi Koruma ve Geliştirme Derneği dahi kurulmuştur. Üniversitesinin Erzurum’da açılmasıyla birlikte Elazığ, büyük bir hayal kırıklığına uğramış kendince DP’yi 1957 seçimlerinde cezalandırmıştır. Sonuç olarak bu anlamda, kent siyasetinde hizmet ve yatırımların yanı sıra halkın beklentilerinin de karşılanması gerektiği öne çıkmaktadır.

Demokrat Parti döneminde Elazığ önemli kazanımlar elde etmesine rağmen ( bölgesel kamu kuruluşlarının birçoğunun Elazığ'da toplanması, kara ve demiryolu şebekelerinin Elazığ'ı merkeze alması, çimento, şeker, iplik fabrikaları gibi sanayi tesislerinin kurulması, istihdamın artması, ticari hayatın gelişmesi, şehir nüfusunda artış, v.b. ) DP'nin milletvekili adaylarının beğenilmemesi, Elazığlı olmayan bir ismin aday gösterilmesi ve Atatürk Üniversitesi'nin Erzurum'a kurulması gibi yerel faktörlerden dolayı 1957 seçimlerinde Elazığ, ayranını kabartmış ve DP'yi cezalandırmıştır.

1983 seçimlerinde, MDP’nin adayları Emniyet Genel müdürlüğü yapmış Hakkı KÜTÜK, diğer aday ise ilimizin tanınan ve bilinen ailelerinden olan Kıbrıs’ta eşi ve üç çocuğu Rumlar tarafından katledilen Dr. Nihat İLHAN seçilememiştir. HALKÇI PARTİ’nin adayı ise partinin genel başkanı olan Aydın Güven GÜRKAN’dır. GÜRKAN seçilememiş ve genel başkanlığı bırakmak zorunda kalmıştır. Burada düşünmek gerekir. Bir partinin genel başkanı kendi ilinde girdiği milletvekili seçimini kaybetmiştir. 1983 seçimlerinde halkın ihtilalcilere karşı ayranı kabarmış ve ihtilal liderinin yönlendirmesine ve MDP’ye oy istemesine rağmen halk darbecileri dinlememiş ve ANAP 4 milletvekilinin tamamını kazanmıştır.

2019 yılında yapılan il genel meclisi üyeliği seçiminde Maden’de Cuma TELÇEKEN’in bağımsız olarak hem de büyük bir oy oranıyla seçilmesi yöre halkının ayranın kabarması ve halkın iradesine ipotek konulamayacağının göstergesidir. Halkın iradesinin üzerinde hiçbir güç olamaz. Halkın verdiği kararlara demokrasilerde saygı duymak gerekir. Meşru yönetimler gücünü halktan alır. Sandık demokrasinin namusudur.

1996 yılında yapılan 20.dönem milletvekili seçimlerinde Refah Partisi 5 milletvekilinin 3 tanesini (Ahmet Cemil Tunç, Ömer Naimi Barım, Hasan Belhan) alarak iktidar partisine karşı büyük bir başarı elde etmiş ve halkın büyük desteğini almıştır.

1994 yılında yapılan Belediye başkanlığı seçimini Refah Partisinden rahmetli Hamza YANILMAZ’ın tanınırlığı yüksek ve mevcut belediye başkanı olan Behçet SUSMAZ’ın elinden alması ve seçilmesi araştırılması gerekmektedir. 1994 yılında yapılan mahalli seçimlerin galibi Türkiye genelinde Refah partisi olmuştur. RP’nin bu başarısı bir sonraki yapılan milletvekilliği seçimine de yansımış ve ERBAKAN başbakan olmuştur. Elazığ'da, 2004 yılında yapılan yerel seçimlerde Mehmet Ağar'ın Genel Başkanlığı'nı yaptığı Doğru Yol Partisi'nden Elazığ Belediye Başkanı seçilen Süleyman Selmanoğlu, AK PARTİ’nin iktidar olduğu ve en güçlü döneminde belediye başkanlığı kazanmıştır. Bu seçim, halk iradesinin nasıl bir güç olduğunu ve halkın karar vermesinde birçok parametrenin devreye girdiğinin göstergesidir.

Sonuç olarak seçimlerde halk değişik kararlar verebilmekte mevcut yapıyla, iktidar partisiyle duygusal bir kopuş yaşamakta ve karşı bir direniş gösterebilmektedir. Örneklerle anlattığımız seçim sonuçları, Elazığ halkının yeri ve zamanı geldiğinde ayranının kabardığı, ayranının kabardığı noktada radikal kararlar verdiği ve bu kararlarında arkasında durduğudur. Siyasilere düşen görev geçmiş dönemlerde ki seçim sonuçlarını irdelemesi ve halkın meşru ve makul isteklerini yerine getirmesi, onları kızdıracak hareketlerden kaçınmasıdır. Aksi takdirde sonuçlar hem kendileri hem de partileri için hüsran olur. Elazığ’ın siyasi tarihi bunun örnekleriyle doludur. Sonuç olarak halkla oynanamaması, halkın kandırılmaması, halka verilen sözde durulması ve onların başka şeylerle oyalanmaması gerekmektedir. Bir iş, bir durum ya da bir olayın nasıl sonuçlanıp sonuçlanamayacağını şimdiki gidişinden anlaşılıp belli olur. Atalarımız ne güzel söylemiş, “Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir”.

Bugün ilimizde tartışılan sorunlar sadece Elazığ’a has sorunlar değildir. Genelleme yapıldığı takdirde diğer şehirlerde de bu sorunların konuşulduğu ve birçok problemin çözülmediği görülmekte, diğer iller de de seçilen milletvekillerine o ilin halkı tarafından benzer suçlamalarda ve sitemlerde bulunulmaktadır. Türkiye’de asıl tartışılması gereken konu halkın seçimlerde verdiği karardan ziyade halka sunulan milletvekili listelerinin değiştirilme imkânı olmadığı ve halka sunulan listelerde vatandaşın bir tercih yapamadığı bilinmektedir. Seçmene bir tercih yapma yetkisi bırakılmamaktadır. Bu durum seçime giren bütün siyasi partiler içinde gereklidir. Seçim yasası ve siyasi partiler yasası değişmediği müddetçe bu kısır döngü böyle devam edecek ve halk kendisinin rızası olmadan parti listelerinden gösterilen adaylara oy vermek zorunda bırakılacaktır. Ülkemizde bugün uygulanan Cumhurbaşkanlığı sisteminde yürütmeyi ve meclisi ayrı ayrı halk seçtiğinden dolayı yapılacak milletvekili seçiminde seçim barajının kaldırılması veya düşürülmesi gerekir. Ayrıca milletvekili seçimlerinde daraltılmış veya dar bölge seçim sistemine geçilebilir. O zaman seçmene parti listelerinden gösterilen milletvekilleri arasında tercih yapma yetkisi gelir. Böylece il bazında ve Türkiye genelinde katılımcı ve çoğulcu bir demokrasiye geçilebilir. Aksi takdirde parti liderlerinin aday gösterdiği milletvekillerinden, illeriyle ilgili bireysel karar alma yetkisi olmaz ve ilin milletvekilleri kendi illeri için parti politikalarına ters düşüp kendi partisini eleştiremez. Çünkü seçilen milletvekili kendi halkına sorumluluk duymamakta ve kendisini seçtiren lidere karşı sorumluluk ve sadakat duymaktadır.

Elazığ ilinde tartışılan bir konuda basın kuruluşlarıdır. Yazılı ve görsel basın bağımsız, tarafsız olmalı ve yayın etiğine uygun davranmalı ve haberlerinde kamu yararını gözetmelidir. Vatandaşların sesine kulak vermeli ve haber alma özgürlüğünü kısıtlamamalıdır. Kente konuşulan ve tartışılan konuları ilgililerle tartışmalı ve kentin yararına olacak argümanları ortaya koymalıdır. İnsan, çevresinde ve dünyada olup bitenleri öğrenmek ve öğrendiklerini veya düşündüklerini başkalarına duyurmak ihtiyacındadır. Bu ihtiyaç az veya çok her insanın doğasında vardır. Bu ihtiyacın giderilmesi için girişilen çeşitli teşebbüsler sonunda bugün basın-yayın dediğimiz ve medeni toplumun dördüncü kuvveti saydığımız “basın müessesesi” doğmuştur. Tarihten gelen süreç içerisinde baktığımızda, toplumların aydınlanmasında, reaksiyon göstermesinde basının önemli bir rolü vardır. Bu reaksiyon gerek iktidara, gerekse muhalif olanlara yönelebilir.

Kamuoyunun ülkede ya da yaşanılan yerde olup bitenlerden haberdar olabilmesi adına, basın kuruluşları görevlerini yapmaktadırlar. Kitle iletişim araçlarından olan gazete, televizyon, dergi, radyo gibi araçlar, bu anlamda sorumluluk duygusu ile hareket etmesi beklenen basın organlarıdır. Nasıl ki ulusal basının, tüm yurdu ilgilendiren konuları gündeme getirmesi gerekiyor ise, yerel basın da hitap ettiği kitle olan lokaldeki insanları ilgilendiren haberleri okuyucuları, dinleyicileri ya da izleyicileri ile paylaşmak zorundadır. Bu görevi de, tarafsızlık ilkesi ışığında yapmalı, sorumluluklarını unutmamalıdır. "Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir."

Kalın sağlıcakla, saygılarımla…

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
SONSÖZ 35.SAYI
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
RÖPORTAJLAR
YÜREK SIZIM ANADOLU
YÜREK SIZIM ANADOLU
ARŞİV ARAMA
ifşa kayseri escord kayseri esc ataşehir bayan partner escobar ifşa kayseri esc bayan http://kayseri.otelincele.net