Engin Çakır

Âdem Gerçekten Cennetten mi İndirildi?

Engin Çakır

Çoğumuz kıssayı biliriz.

Allah Âdem’i yaratır. Meleklere secde etmelerini emreder. Hepsi secde eder; İblis etmez. Kibirlenir. Kovulur. Süre ister. İnsanları saptıracağına söz verir.

Sonra Âdem ve eşi cennete yerleştirilir. Bolluk vardır, huzur vardır. Sadece bir sınır konur: Bir ağaca yaklaşmayın.

İblis zorlamaz. Kapıyı kırmaz.

Sadece fısıldar.

“Bu yasak sizin iyiliğiniz için değil,” der.

“Bu ağaç size ebedîlik kazandırır.”

İnsanlığın ilk imtihanı işte burada başlar:

Sınır mı, arzu mu?

Fakat burada üzerinde durulması gereken bir soru var:

Âdem gerçekten ahirette vaat edilen ebedî cennetten mi indirildi?

Eğer öyleyse, orada günah nasıl işlendi?

Şeytan oraya nasıl ulaştı?

Ebedî olan bir yerden çıkış nasıl mümkün oldu?

Bugün güzel bir yer gördüğümüzde “Burası cennet gibi” deriz. Bununla ahireti kastetmeyiz. Düzeni, huzuru, bozulmamışlığı anlatırız.

Belki de Âdem’in bulunduğu yer, ahiretteki cennet değil; henüz bozulmamış bir dünyaydı. Dengenin, uyumun ve masumiyetin hâkim olduğu ilk hâl…

Ve yasak ağaç bir meyveden ibaret değildi.

Bir sınırdı.

Asıl kırılma, meyvenin yenmesi değil; sınırın aşılmasıydı.

O andan itibaren denge bozuldu.

Hırs girdi hayata.

Kıskançlık, çıkar çatışması, bencillik…

Bugün yaşadığımız savaşlar, adaletsizlikler, çevre felaketleri, hepsi aynı zihniyetin devamı değil mi?

İnsan hâlâ aynı vesveseye kulak veriyor:

“Bir şey olmaz…”

“Herkes yapıyor…”

“Bu da benim hakkım…”

İblis’in yöntemi değişmedi.

Kapıyı kırmıyor.

Fısıldıyor.

Belki de “cennetten kovulma” dediğimiz şey, gökten yere bir düşüş değil; insanın kendi içindeki dengeyi kaybetmesidir.

Ve belki en çarpıcı soru şudur.

İblis gerçekten cennete mi girdi yoksa insanın içindeki sınırsızlık arzusuna mı seslendi?

Cevap nerede bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var.

İnsan her gün aynı kapının önünde duruyor.

Ya sınırı koruyacak…

Ya da kendi cennetini kendi eliyle yıkacak.

Yazarın Diğer Yazıları