Kutsal metinlerde anlatılan kıssalara çoğu zaman geçmişte kalmış hikâyelermiş gibi bakarız. Oysa bazı anlatılar vardır ki zamanı aşar; bugünü anlatır, hatta yarını işaret eder. Nuh Tufanı, bu kıssaların en çarpıcı olanlarından biridir.
Kur’an’da, Tevrat’ta, Gılgamış Destanı’nda, Hint mitolojisinde ve Orta Amerika’nın kadim efsanelerinde… Kültürler değişir, coğrafyalar değişir ama anlatı aynıdır: Yeryüzünü kaplayan büyük bir tufan ve ona karşı inşa edilen bir gemi. Ve o gemide hayatta kalan az sayıda insan.
Bu ortak hafıza, bize önemli bir soruyu sordurur: Bu anlatı yalnızca büyük bir doğal felaketin hikâyesi mi, yoksa insanlığa bırakılmış evrensel bir uyarı mı?
Nuh’un gemisi, kutsal metinlerde ilahi bir emirle inşa edilir. Ancak bu gemiyi yalnızca tahtadan yapılmış bir kurtuluş aracı olarak okumak, kıssanın anlamını daraltır. Çünkü gemi, bir nesneden çok bir semboldür. O; hakikate, ahlaka, vicdana ve bilgiye sığınmanın adıdır. Gemiye binenler kurtulur; çünkü doğru olanın tarafındadırlar. Binmeyenler ise tufanda kaybolur; çünkü kötülüğün içinde kalmayı seçmişlerdir.
Bugün de tufanlar kopuyor. Ama bu kez gökten yağmur değil kirli bilgi yağıyor. Gerçekler değersizleşirken, yalanlar alkışlanıyor. Ahlak geri çekiliyor, ahlaksızlık artıyor. İnsan, kendi ürettiği tufanın içinde boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.
İşte tam bu noktada asıl soru ortaya çıkıyor: Bugünün gemisi nedir?
Bugünün gemisi, tahtadan yapılmış bir yapı değildir. O; ilkelere dayanan bir duruş, vicdanla beslenen bir akıl ve hakikatten vazgeçmeyen bir tavırdır. Bu gemi bazen ahlaklı bir öğretmenin sınıfında inşa edilir. Bazen doğruyu yazmaktan vazgeçmeyen bir gazetecinin kaleminde. Bazen gücünü değil vicdanını önceleyen bir yöneticinin kararlarında. Bazen de sessizce ama ısrarla doğruyu savunan sıradan bir insanın hayatında…
Her çağ kendi tufanını yaşar. Ve her tufan, kendi gemisini zorunlu kılar. Kimileri bu gemiyi inşa etmeyi seçer. Kimileri ise dalgaların yönüne kapılıp gider.
Belki de bugün kurtuluş, bir yere binmekte, sırtını bir yerlere dayamakta değil; neye tutunduğumuzu idrak etmektedir. Belki bugünün gemisi, insanın kendi vicdanıyla kurduğu bağdır.
Tufan kaçınılmaz olabilir.
Ama gemi hep vardır.
Görmek isteyen için…
Duymak isteyen için…
Sığınmak isteyen için…