Etem Yalın

Kül…

Etem Yalın

2025 Mayıs ayında “Akasya Çiçeği”ni okuyup bi yazı kaleme almıştım. 2026 yılının gene mayıs ayında kıymetli abimiz İhsan Tarakçı’nın ikinci romanı olan “Kül”ü okumak nasip oldu…

1970’li yılların Elazığ Nailbey mahallesinin kalem gibi çizilmiş sokaklarında gene kendimizi bulduk.

Akasya Çiçeği’nin onlarca karakteri azalmış ama Emin’in bilge konuşmaları Kül’de aynı tonda devam ediyor…

Akasya Çiçeği ve Kül’ü okurken aslında 1970’li yılların Elazığ’ında Nailbey mahallesinde gündelik yaşamın koşuşturmasına tanıklık ediyorsunuz. Her iki romandaki karakterler aynı sokağın insanları… Zaman aynı, mekan aynı… Ama her evin her kahramanın öyküsü başka…

Romanın her sayfası, her satırı şiir hassasiyetiyle nakış nakış işlenmiş… Her satır damıtılmış sözlerle işlenmiş… 

İşin doğrusu kitap eleştirmeni değilim. Ama beni sarmayan kitabı ilk iki üç sayfada terk etme gibi bir alışkanlığım var. Kül’ü okumaya başladığınızda sayfalar kendiliğinden akıp gidiyor… 

Olayın yaşandığı şehrin o dönemlerine çocuk yaşta tanıklık etmiş olmak ve o havayı hissederek o ana dönmek zor olmuyor… 

Kitap bir yönüyle dönem romanı, bir yönüyle siyasi roman, bir yönüyle psikolojik roman, bir yönüyle sosyolojik roman, bir yönüyle felsefi roman… Bu yönü ile muazzam bir başarı örneği…

Sağ-sol çatışmalarının yaşandığı ve her mahallenin, her sokağın, her evin tedirgin bir güne uyandığı bir zaman diliminde aynı mahallede büyümüş ve birbirlerine ilgi duyan ama biri demokrat diğerinin muhafazakar bir ailede yetişen iki bireyin bir bakıma yaşanmamış hikayesi…

İhsan Tarakçı 1970’li yılların Elazığ’ını, Nailbey mahallesini ve o mahallenin her bir karakterini (Delisi, velisi, çocuğu, emeklisi, esnafı, memuru, ev hanımı, genç kız ve erkeklerini) çok derinden analiz etmiş bir yazar… Bu nedenle Nailbey mahallesinin o sokağındaki her evden bir roman çıkacak izlenimini Akasya Çiçeği’nde olduğu gibi Kül’de  de hissediyorsunuz…

Tarakçı, karakterlerin psikolojik analizi kadar çevreyi de o kadar ayrıntıda resmediyor.

Yaşar Kemal’in romanlarında tanıklık ettiğiniz o muazzam benzetmelerin çok fazlası Kül’de var.

Kül aynı zamanda bir filim senaryosu tadında… Eğer beyaz perdeye yansıtılırsa bu çok sürpriz olmaz.

Türk edebiyatına Elazığ’dan çok kıymetli bir eser daha kazandıran kıymetli büyüğümüz İhsan Tarakçı’yı kutluyorum. 

Aynı hassasiyetle yayını hazırlayan ve okurla buluşturan Telmih Yayınlarını da tebrik ediyorum.

2027 Mayısında 1970’lerin Nailbey’inde bir başka yaşanmışlıkta buluşmak dileğimle…

Yazarın Diğer Yazıları