Etem Yalın

Mumun dibindeki ışık!

Etem Yalın

Kıdemli iktisatçı değerli dostum A.Veysel Arpaca bu hafta ilimizin ve ülkemizin en eski yayın organlarından biri olan Turan Gazetesindeki köşesinde Maden ilçesindeki Bakır cevherine dikkat çekti. 

Veysel abi, dünyada enerjiye olan ihtiyaç, elektrikli araçların Pazar payının hızla büyümesi, rüzgar enerji tribünleri, yapay zekanın yaşamın her alanına hızla yayılması neticesinde veri merkezleri ve bağlı sektörlerin bakır ihtiyacına vurgu yaparak, konuya dikkat çekmiş.

Bir iktisatçının gözüyle değerli elementlerin ülke ekonomisi için önemini belirterek Maden ilçemizdeki bakır sahasının petrole eşdeğer olduğunun altı çizilmiş.

“Elazığ’ın Maden’i: Yeni Petrol Uyanıyor” başlığı ile yayınlanan yazıyı okumanızı öneririm.

Veysel abi aslında Maden ilçesine ve sektöre dikkat çekerek makro ölçekte kıymetli bir farkındalık oluşturmuş.

Ben olayı mikro ölçekte ele almayı önceliklendiriyorum. 

Zaten hep böyle yaptım.

Daha öne konuyla ilgili birkaç yazı kale aldım. 

Daha önceki tüm yazıların en özetini bir kez daha yazıyorum.

Maden ilçesinde MTA tarafından keşfi yapılan ve 2022 yılında ihalesi yapılan polimetal maden sahasının işletilmesi hakkını sürpriz olmadan Cengiz inşaat aldı… Bunun böyle olacağı zaten ihale sonuçlanmadan çok önce yazılıp çizildi… Neyse konu zaten bu değil…

Konu şu: Maden ilçesinde MTA tarafından tespiti yapılan ve bugüne kadarki en zengin polimetal maden sahası olarak açıklanan bu keşfin bölge ve il ekonomisine katkısının hangi düzeyde olacağı.

Durum şudur. Maden ilçesinde Altın, Gümüş, Bakır gibi çok değerli 5 elementin aynı ortamda bulunduğu bu nadir keşiften Elazığ hangi ölçekte istifade edebilecektir. Bu sahanın işletilmesinin il veya bölgesel kazanımı ne olacaktır?

Şimdi mevcut sahada galeri açma ve flitasyon tesisi kurum süreci var… Zaten bir madencilik faaliyeti için bu ikisi zorunlu olan prosesesin iki halkası… İhaleyi alan firma flitasyonla taşı toprağı çamuru ayıklayıp yıkama işlemi sonrası cevheri ayrıştırmak için izabe tesisinin bulunduğu ile gönderecek. Asıl iş orda… Çünkü bir izabe tesisi kurulum maliyeti çok yüksek. Bu tesiste çalışacak nitelikli ve işçi statüsündeki çalışan sayısı kapasiteye göre 3 binle 7 bine kadar çıkabiliyor.

Elazığ’da şayet izabe tesisi kurulmaz ise çok büyük bir kısmı galeride çalışacak beden işçileri ile çok az sayıda beyaz yakalıdan oluşacak.

Yani ikinci bir Eti Krom vakası… Şehrin cevherini çıkarıp çalışan işçinin burnundan getirdikten sonra elde edilen kazanç bu şehrin ekonomisine yansımada uçup gidecek. 

200/300 milyon dolar ortalama yıllık ihracatı olan bu firmanın bu gelirinin il ekonomisiyle doğrudan bir ilgisi bulunmuyor. Maden polimetal maden sahası da Elazığ için aynı sonu yaşatacaktır.

İzabe tesisinin Elazığ’da kurulması ve buradan ayrıştırılacak ürünlerle yeni uç yatırımlar yapılması bugün Elazığ’ın en temel hakkı ve beklentisidir.

Maden ilçesi ve bölgedeki tüm ilçeler, köyler, yakın çevre iller ve elbette Elazığ ekonomisi için Maden Polimetal maden sahası Veysel Abinin dediği gibi yeni bir petrol uyanmasıdır…

Ancak bulunan petrolün Maden ilçesinden yer altından Samsun’a kadar uzatılacak bir boruyla akıtılması Elazığ adına bir kazanım değildir…

Tıpkı Türkiye’yi aydınlatan Keban Barajı gibi…

Elazığ’ın siyasi kadroları, bürokrasisi, yerel yönetimleri, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları bu filme seyirci değil, senaryonun Elazığ lehine çevrilesi için ortak bir akıl ile hareket etmesi gerekiyor.

Şu an kuruluş aşamasındaki bu sahanın işletilmesiyle ilgili olarak bölgesel olarak hizmet verecek standartlarda bir izabe tesisi kurulması için ne gerekiyorsa o yapılmalıdır.

 

Yazarın Diğer Yazıları