Halit Ziya Ağcabay

Kazanırken Sahipsiz, Kaybederken Kimliksiz'

Halit Ziya Ağcabay

Türkiye’de sporun en tuhaf çelişkilerinden biri şu: Devlet destekli takımlar başarı kazandıkça büyüyor ama büyüdükçe ait oldukları şehirden uzaklaşıyorlar. VakıfBank Spor Kulübü, Ziraat Bankası Spor Kulübü, Ormanspor… Kağıt üzerinde “kamu gücüyle” ayakta duran bu kulüplerin sahadaki adresi çoğu zaman İstanbul ya da Ankara.

Peki neden?

Çünkü bizde başarı, yerelle değil merkezle ölçülüyor.

VakıfBank Spor Kulübü Avrupa şampiyonu oluyor, kupayı kaldırıyor, dünya devlerini dize getiriyor. Ama bu zaferin coşkusu bir mahalleye, bir kente, bir sokağa yayılmıyor. Tribünler dolmuyor, çocuklar o takımın formasını giyip sokakta oynamıyor. Çünkü o takım “bir şehrin takımı” değil, “bir kurumun takımı” olarak kalıyor.

Oysa spor dediğimiz şey sadece kazanmak değildir. Spor; aidiyet, kimlik ve hafızadır.

İstanbul’da oynanan bir maç, Ankara’da alınan bir kupa… Peki Anadolu nerede?

Devlet destekli kulüplerin büyük şehirlerde oynamasının en temel gerekçesi altyapı, ulaşım ve organizasyon kolaylığı olarak gösteriliyor. Salonlar daha büyük, ulaşım daha rahat, yayın daha güçlü… Bunlar doğru. Ama eksik.

Çünkü bu tercih aynı zamanda Anadolu’nun sporla kurduğu bağı zayıflatıyor.

Bugün Elazığ’da, Erzurum’da, Diyarbakır’da bir çocuk neden VakıfBank Spor Kulübü taraftarı olsun? O takım hiç gelmemiş, o şehirde hiç oynamamış, o çocuğun hayatına hiç dokunmamış.

Sporun tabana yayılması dediğimiz şey tam da burada başlıyor ve tam da burada bitiyor.

Devletin imkânlarıyla kurulan kulüpler, yine devletin sorumluluğuyla Anadolu’ya açılmak zorundadır. Sadece final maçlarında değil, lig boyunca… Sadece vitrin için değil, gerçekten temas etmek için…

Bir Avrupa şampiyonluğu, eğer sokaktaki çocuğa ilham olmuyorsa eksiktir.

Bugün VakıfBank Spor Kulübü kazanıyor, Türkiye gururlanıyor. Ama bu gururun coğrafyası dar. Oysa spor, haritada genişledikçe anlam kazanır.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:

Devletin takımları, gerçekten milletin takımları mı?

Eğer cevap “evet” olacaksa, o takımlar sadece İstanbul’un, Ankara’nın değil; bu ülkenin her şehrinin parkesinde, sahasında, tribününde yer almak zorunda.

Yazarın Diğer Yazıları