İhsan Tarakçı

Elazığ'da nam salmış kabadayılar

İhsan Tarakçı

Pablo Picasso, İspanya İç Savaşı sırasında Nazi Almanya’sına ait bombardıman uçaklarının “Guernica” şehrinin bombalanmasını resmeder. “Guernica tablosu” ile sivillerin acısını ve savaşın barbarlığını tarihe kazır. Anlatılanlara göre Nazi askerleri Picasso’ya bu tabloyu göstererek “Bu eser sizin mi?” diye sorarlar. Picasso’nun verdiği cevap tarihe geçer: “Hayır, o sizin eseriniz.”

Bu cevap, şiddetin kaynağını sanatın değil, toplumun ve iktidarın ürettiğini hatırlatır. Bir şehir hangi figürleri yüceltirse, aslında kendi kültürel kodlarını ve değerlerini görünür kılar. 

Şimdi gelelim asıl konuya…

Benim mi dikkatimi çekiyor, bilmiyorum. Bu aralar sosyal medyada özellikle de “Elâzığ” başlıklı sosyal medya gruplarında “Elazığ’da nam salmış kabadayılar” adıyla paylaşımlar yapılıyor. 

İşte bu “tablo” bahsettiğim meselesinin yerel bir yansımasıdır.

Eğer bir şehirde bilim insanı, sanatçı, düşünür görünür değilse o şehirde rol model boşluğu doğuyor. İnsanlar, “biz kimiz?” sorusuna cevap arıyor ve bu boşluk içerisinde güç, korku uyandırma ve “sözünün geçmesi” gibi ilkel statü göstergeleri öne çıkıyor. Kabadayı figürü, bilimin, sanatın yani üretim eksikliğinin telafi simgesine dönüşüyor:

“Üretemiyoruz ama korkutuyoruz.”

Bu tür övünmeler sıklıkla kolektif narsisizm ile ilişkilidir. Yani, şehir kendini özel hissetmek ister ama bunu kanıtlayacak evrensel başarıları yoktur. Bu nedenle yerel güç figürlerini abartarak yüceltir. Bilim insanı evrensel ölçekte değer üretir; kabadayı ise yerel hiyerarşide güç ifade eder. Evrensel rekabete çıkamayan toplum, yerel güçle avunur.

Önemli bir nokta da şudur: Bilim insanları sessizdir, kabadayılar gürültülü…

Sosyal medyada ve gündelik anlatılarda gürültü, değerin önüne geçer. Bu da yanlış bir temsil üretir:

“Övülenler, en değerli olanlar değildir; en çok görünenlerdir.”

Bir şehirde kabadayıların övülmesi bilim insanlarının yokluğundan çok, toplumsal özgüven eksikliğinin, eğitim ve gelecek idealinin zayıflığının, gücü aklın önüne koyan kültürel kodların bir yansımasıdır.

Bu durum değişmeden şehirde bilim insanı yetişmez, sanat insanı yetişmez. 

Yetişen de görünmez ya da göç eder.

Yazarın Diğer Yazıları