DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Prof.Dr.Mehmet Çavaş
Prof.Dr.Mehmet Çavaş

İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİNİN BATI AÇISINDAN ÖNEMİ!

İnsan hakları ve özgürlükler açısından tarihi sürece bakıldığında islamiyet öncesi dönemin pekte parlak olmadığı bilinmektedir. İslamiyet’in yayılması ile birlikte İslam’ın hâkim olduğu coğrafyalarda adalet, liyakat, eşitlik ve paylaşım temelinde oluşturulan yönetim anlayışı, insan hakları ve özgürlükleri teminat altına almış farklı dil, din, ırk ve mezhebe mensup birçok milletin yıllarca bir arada barış ve huzur içerisinde yaşamalarını sağlamıştır. İslam medeniyetinin bu anlayışı, dünyada insan hakları ve özgürlüklerin gelişmesine model olmuş ve önemli katkılar sunmuştur. İslam medeniyetinin bu anlayışını referans alan batı dünyası, ortaçağ karanlığında yaşadığı baskı ve zulümden kurtulmak, insan hakları ve özgürlükleri geliştirmek için önemli adımlar atmış, bu kapsamda ilk olarak 1215’te İngiltere’de kralın yetkilerini sınırlayan Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlükler) sözleşmesini kabul etmiştir. Daha sonra yine İngiltere’de1689’da İngiliz İnsan Hakları Bildirgesi, 1789’da Fransız ihtilali ile İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ilan edilmiştir. Avrupa’da bu gelişmeler yaşanırken 4 Temmuz 1776 yılında kurulan ABD’de ise 1789 yılında kongrede İnsan Hakları Bildirgesi kabul edilerek Amerika kıtasında da insan hakları ve özgürlükler yasal güvence altına alınmıştır. Avrupa ve Amerika’da bu gelişmeler yaşanırken özellikle Fransız ihtilali ile ortaya çıkan ulus devlet, halk egemenliği, milliyetçilik kavramları küresel çapta kabul görmüş ve imparatorlukların yıkılmasında önemli rol oynamıştır. Ayrıca sanayi devrimi ile birlikte başlayan iş hayatı, çalışma şartları, gelir dağılımındaki adaletsizlikler insan hakları ve özgürlükler ile birlikte Ekonomik ve Sosyal Hakları da gündeme getirmiş ve bütün dünyada bu kavramlar tartışılmaya başlanmıştır. I. Dünya savaşının patlak vermesi ile birlikte imparatorluklar dağılmış, imparatorlukların yerini ulus devletler almış ve I. Dünya savaşında yaşanan trajedilerin tekrar yaşanmaması, uluslararası problemlerin barışçıl yollardan çözülmesi için Milletler Cemiyeti kurulmuştur. Ne yazık ki Milletler Cemiyeti II. Dünya savaşına giden süreci engelleyememiş ve II. Dünya savaşında tarihin en acı trajedileri tekrar yaşanmıştır. Savaştan sonra 24 Ekim 1945’te Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmuş ve 1948 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi yayımlanarak uluslararası düzeyde insan hakları ve özgürlüklerin korunması için önemli bir adım atılmıştır. 1949'da ise Avrupa’da insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü korumak amacıyla Avrupa Konseyi kurulmuş ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kabul edilmiştir. Uzun ve zorlu bir mücadelenin sonunda batı dünyasında demokrasi, insan hakları ve özgürlükler alanında önemli gelişmeler yaşanırken ne yazık ki İslam dünyasında tam tersi gelişmeler olmuş ve bu alanda gerileme yaşanmıştır. Bugün gelinen noktada batı dünyası, kendi vatandaşları için demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve özgürlükleri vazgeçilmez temel insani haklar olarak görürken, maalesef diğer toplumlar için aynı hassasiyeti göstermediği gibi bu kavramları istismar ederek kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır. Batı dünyası bu kavramları, başka ülkeleri işgal etmek veya bölmek, ülkelerde iç karışıklık çıkarmak, ülkelerin iktidarlarını değiştirmek, ekonomik ve siyasi krizler çıkarmak, askeri darbeler yaptırmak, terör yaratmak, terör örgütlerini desteklemek vb. eylemleri gerçekleştirme aracı olarak kullanmaktadır. Irak, Suriye, Libya, Afganistan bu uygulamaların bariz örnekleridir. Batı dünyasının her alanda olduğu gibi demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve özgürlükler alanında da uyguladığı bu çifte standartlar aslında batının samimiyetsizliğini, bencilliğini ve güvenilmezliğini açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca her yıl yayımladıkları sözde insan hakları raporları ile kendi gayrı yasal eylemlerini örtbas ederken diğer ülkeleri suçlamaları, batıya güvenmenin ve medet ummanın ne kadar yanlış bir yaklaşım olduğunun da açık göstergesidir. Bütün bunlar göz önüne alındığında çıkarılması gereken en önemli ders, batının dayatmalarına ve taleplerine göre değil, özümüze geri dönerek inancımız ve mensubu olduğumuz medeniyetin tarihi köklerinden aldığımız güç ile demokrasimizi geliştirmek, insan hakları ve özgürlükleri genişleterek hukukun üstünlüğünü sağlamak ülkemiz ve milletimiz açısından en hayırlı tercih olacaktır. Çünkü batı dünyası, insan hakları ve demokrasi alanında sınıfta kalmış, insanlığa kan, gözyaşı ve acının dışında vereceği bir şeyinin kalmadığını her fırsatta ispatlamıştır. Bu vesile ile kılavuzumuzun batı değil, gücümüzün damarlarımızda dolaşan asil kanda olduğu bilincinin geliştiği güzel yarınlarda görüşmek dileğiyle…

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Galatasaray1945
  • 2Fenerbahçe1941
  • 3Başakşehir FK1937
  • 4Beşiktaş1835
  • 5Trabzonspor1935
  • 6Adana Demirspor1934
  • 7Konyaspor1927
  • 8Kayserispor1926
  • 9Alanyaspor1925
  • 10Fatih Karagümrük1922
  • 11MKE Ankaragücü1922
  • 12Giresunspor1921
  • 13Gaziantep FK1919
  • 14Kasımpaşa1919
  • 15Antalyaspor1818
  • 16Sivasspor1918
  • 17Hatayspor1817
  • 18İstanbulspor1915
  • 19Ümraniyespor1914
Advert
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
SONSÖZ 89.SAYI
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA