DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Prof.Dr.Mehmet Çavaş
Prof.Dr.Mehmet Çavaş

LİYAKAT VE ADALET NEDEN ÖNEMLİDİR?

İnsanlığın varoluşundan bugüne kadar ki tarihi süreç incelendiğinde her dönemin kendine özgü özelliklerinin olduğu görülmektedir. Her dönemde güçlü ve zayıf devletlerin var olduğu, birçok devlet varlığını uzun süre devam ettirirken birçoğunun kısa bir zaman içerisinde tarih sahnesinden silindiği tarihi belgeler ile ortaya konulmaktadır. Özellikle gücünü muhafaza ederek uzun yıllar varlığını sürdüren devletlerin siyasi tarihi incelendiğinde, birçok parametrenin süreci etkilediği fakat iki hususun daha çok ön plana çıktığı görülmektedir. Bunlardan birincisi, toplumun tüm katmanlarını kapsayan ve onların ihtiyaçlarını karşılayan bir yönetim sisteminin esas alınmış olması, ikincisi ise yönetici atamalarında adalet ve liyakatin ön planda tutulmasıdır. Bu iki husus hem devletin işleyişi ve gelişimini etkilemiş hem de ortaya çıkan problemlerin doğru ve hızlı bir şekilde çözülmesini sağlamıştır. Tabii olarak düzgün işleyen bir devlet mekanizması ile birlikte liyakatli bir bürokratik yapı olunca başarıda kaçınılmaz olmuştur. Zaten Allahü Teâlâ Nisa suresi 58. Ayetinde liyakat ve adalet ile ilgili olarak “Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” diyerek işi ehline vermenin ve adaletle hükmetmenin önemini açıkça belirtmiştir. Peygamber efendimiz (s.a.v) Mekke’yi fethettikten sonra Kâbe’nin anahtarını çok istekli olmalarına rağmen Hz. Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali’ye değil bilakis gayri müslim ve işinde liyakat sahibi olan Osman bin Talha’ya vermesi de bu duruma çok çarpıcı bir örnektir. Bugün birçok İslam ülkesinin içine düştüğü siyasi, ekonomik ve sosyal problemlerini çözememesinin en önemli nedeni, yönetimde adalet ve yönetici atamalarında liyakatin dikkate alınmaması ve bu yüzden de ağır bedeller ödediği gerçeğidir. Aslında geçmişten bugüne bakıldığında, dünya değişti, zaman değişti, iktidarlar değişti, insanlar değişti fakat liyakati ve adaleti ortadan kaldıran tarafgirlik ve mensubiyet taassubunun ortaya koyduğu karanlık zihniyet hiç değişmedi. Osmanlının son dönemlerinden itibaren siyasi geleneğimizde etkin olan bu zihniyet, ne yazık ki ülkenin gelişiminin önündeki en büyük engel olmakla kalmamış aynı zamanda birçok kurum, içi boşaltılarak işlevsizleştirilmiş ve toplum nezdinde de itibarsızlaştırılarak idari deformasyona uğratılmıştır. Bununla birlikte bu durumu ganimete çevirmeye çalışan farklı grupların, devleti ele geçirme planları kapsamında çeşitli kurumlarda kadrolaşmalarının da önünü açmıştır. Bu yaklaşımın sonucunda Liyakatsiz birçok yöneticinin atandığı makamın kendisine verdiği yetkiyi millete hizmet aracı olarak kullanmak yerine, kadrolaşmaya, kendisi ve yakın çevresi için menfaat sağlamaya vb. amaçlar ile kullanması hem ülkenin kaynaklarının heba olmasına hem de bu kurumların yıpranmasına neden olmuştur. Ne yazık ki etkin bir denetim mekanizması ve ağır yaptırımların olmayışı da her zaman bunları cesaretlendirmiş ve yaptıkları yanına kar kaldığı için de her dönem ülke ekonomik ve sosyal anlamda ağır bedeller ödemek zorunda kalmıştır. Oysaki tarihi süreç değerlendirildiğinde, tarihten alınması gereken çok önemli derslerin olduğu fakat ne hikmetse toplumun ve özellikle ülkeyi idare eden birçok erkin geçmişten ders almadığı için aynı hataların tekrar ettiği, bu yüzden de her nesil bir önceki nesil’in yaptığı hatalardan dolayı bedel ödemek zorunda kalmıştır. Peki, “ne yapılmalıdır?” sorusu önemlidir. Yapılması gereken en önemli şey devletin bütün kurumlarında adalet ve liyakatin esas alındığı bir atama mekanizması ve güçlü bir denetim sistemi ile birlikte ağır yaptırımları içeren müesses bir nizamın oluşturulmasıdır. Aksi takdirde, geçmişte yapılan hataların bedeli bugün nasıl ödeniyorsa, bugün yapılan hataların bedeli ise gelecek nesiller tarafından ödenmesi kaçınılmazdır. Eğer güçlü bir ülke olma hedefine doğru sağlam adımlar ile gidilmek isteniyorsa kişilerin diline, dinine, mensubiyetine, mezhebine vb. bakılmaksızın mutlaka Liyakati ve devlete sadakati dikkate alınarak adalet sağlanmalıdır. Aksi takdirde toplum, önce kendi içerisinde ayrışma yaşayacak ve sonrasında da kapitalist sistemin oluşturduğu sömürü düzeninin kölesi olarak yaşamaya mahkûm olacaktır!

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Fenerbahçe1329
  • 2Galatasaray1327
  • 3Adana Demirspor1324
  • 4Konyaspor1424
  • 5Başakşehir FK1324
  • 6Kayserispor1423
  • 7Trabzonspor1323
  • 8Beşiktaş1322
  • 9Alanyaspor1417
  • 10Gaziantep FK1316
  • 11Antalyaspor1216
  • 12Giresunspor1315
  • 13Kasımpaşa1315
  • 14Hatayspor1314
  • 15Fatih Karagümrük1313
  • 16MKE Ankaragücü1313
  • 17Sivasspor1411
  • 18İstanbulspor138
  • 19Ümraniyespor137
Advert
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
SONSÖZ 88.SAYI
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA