Advert
Ahmet İşçioğlu
Ahmet İşçioğlu
Giriş Tarihi : 26-02-2021 12:53

Makarr-ı Ulema

Ulemanın merkezi ismi belkide kadim kent Harputa verilen en güzel isimlerden biridir. Bu tanımlama, tanınmış felsefe ve fıkıh alimi olan Sühreverdiye aittir. İlmin ayak izlerini takip eden bir çok düşünür ve alim gibi Sühreverdi’nin de yolu Isfahandan başlayarak 1183 ve 1186 yılları arasında, Anadoluya düşer. Mardin, Diyarbekir ve Harputa uğrayan Sühreverdi, Artuklu Devletinden Harput emiri İmadeddin Ebu Bekr ile tanışır ve el-Elvahul İmadiye adlı eserini emirin adına ithaf ederek kaleme alır.

Yolu Harput’a uğrayıp’ta eser yazan alimlerden ibaretmi anlatacaklarımız elbette değil. İslam İlim Tarihinde önemli yer tutan Fütüvvet name geleneğinin önemli bir ismi olan, el - Hartberti lakabıyla tanınan 13. Yüzyılda Harputta yaşamış olan, Harputlu Nakkaş İlyasoğlu Ahmet el- Hartberti ve Tuhfat-al vesâyâ, adlı eserinden söz edelim.

İrandaki Tebriz İslam Sanatları Üniversitesindeki doktora derslerim esnasında Tuhfat-al vesâyâ’dan ve diğer Fütüvvet-nâmeler den metinler okununca, bir Elazığlı olarak gurur mu duymalıyım yoksa mahcubiyet mi bilemedim. Elbette gurur duymuştum, Elazığ da doğup büyüyen biri olarak hocalarıma ve arkadaşlarıma dilim döndüğünce Harput’u, tarihini, geleneğini anlattım, anlattıkça mahcubiyetim de artıyordu, ülkemizin sınırları dışında yabancı bildiklerimiz bizden örnekler vererek aslında bize kendimizi tanıtıyorsa, Bayramlar da, seyranlarda ve serinlemek amaçlı gezilerimiz esnasında uğradığımız kadim Harput’u ve ilmi geçmişini ne kadar biliyoruz?…Ben sorayım Tuhfat-al vesâyâ’yı duydunuzmu? Duyduysanız ne anlatıyor? Gelin beraber öğrenelim ne dersiniz? Tarihin saklı kalmış, sayfalarını karıştırma vaktidir…

Öncelikle Fütüvvet-nâme ifadesine kısaca değinelim. 11.yüzyıldan başlayarak Arapça, Farsça ve Türkçe olarak yazılan, kendine has isimleri’de olan genel yazım amaçlarına bakıldığında Ahilik teşkilatının kurallarını belirleyen yasa niteliğindeki eserlere verilen ortak isimdir. İlk yazılan Fütüvvet-nâme örneği, Horasanlı, Muhammed b. Hüseyin es-Sülemî, tarafından kaleme alınan Kitâbü’l-Fütüvve’dir. Yazarı belli olmayan Türkçe bir eserle birlikte, Türkçe Manzum(ölçülü uyaklı olan) yazılanlarına’da rastlamak mümkündür.

Tuhfat-al vasâyâ, Arapça yazılmasına karşın, kendisinden sonra yazılan Türkçe eserlere kaynak niteliğinde olup, Beş fasıldan müteşekkil’dir. Bu kıymetli eser, Ayasofya kütüphanesi, Hekimoğlu Ali Paşa Kitapları bölümünde bulunmaktadır. Abdülbaki Gölpınarlı tarafından 1949 yılın’da Türkçeye çevrilmiştir.

Harput’ta yazılan ve Ahilik sistemine yüzyıllar boyunca nizam veren, Tuhfat-al vasâyâ’nın Elazığ’da bir nüshası olabilir diye izini sürerken, gerek Kütüphaneler olsun, gerek Fırat Üniversitesi Tarih Bölümüne uğramama rağmen, çoğu kişinin bundan haberdar olmadığını’da üzülerek öğrenmiş bulunmaktayım. Tebriz İslam Sanatları Üniversite’sinde incelenen metinlere Elazığ’da ulaşamıyorsanız? İlimiz Üniversitesinden mezun olup ta Tuhfat-al vesâyâ’dan ve müellifinden haberdar olmayanların sayısını varın siz düşünün. Saygı ve hürmetle….

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
SONSÖZ 35.SAYI
ANKET OYLAMA TÜMÜ
SİZCE BİZİ KİM TEMSİL ETMELİ?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
ifşa kayseri escord kayseri esc ataşehir bayan partner escobar ifşa kayseri esc bayan http://kayseri.otelincele.net