Mehmet Şağbanşua

Çözerim Diyemedi

Mehmet Şağbanşua

“Siyasi sahtekârlık yapıyor” diyene cevap veremedi.
“İnsan cebinde kırk maske ile gezmez, arka cebindeki maskelerini bir kenara bıraksın” diyene sesini çıkarmadı.
“Gürsel Erol ihale” yazın bakalım ne çıkıyor” sözünü sineye çekti.

Aksine, kendisine olmadık laflar eden isme bırakın cevap vermeyi, ona teşekkür etmek, onu övmek için hiçbir fırsatı kaçırmadı.

Belediye Başkanı ve Bakan Kurum’a teşekkür etmek için hiçbir fırsatı kaçırmayan Gürsel Bey, iş milletvekillerine gelince bir anda Şahin kesiliyor.

Ne oldu, neden oldu bilinmez; durup dururken esti gürledi.
Sabah birlikte kahvaltı yapıp arkasından kamera karşısına geçtiği mevkidaşları için racon kesmeye başladı.

Kim kendisine “siyasi sahtekâr” sözünden daha ağır gelecek bir ifade kullandı ki Gürsel Bey böyle aniden celallendi?

Ahkâm kesti, parmak salladı, tehditler savurdu vekillere.

Neden herkesin tepkisini çeken açıklamalar yapmak zorunda hissetti kendisini, inanın çözemedik.
“Kime küstü de giydi alları” bilemedik.

Güya şehrin siyasileri arasında oluşan birliktelik Gürsel Bey’in çabalarıyla oluşmuşmuş.
Duy da inanma.

Bir önceki dönem birçok kez “bakanlara birlikte gidelim” demesine rağmen kimse Gürsel Bey’in bu talebini ciddiye almamıştı.

Bugün eğer Cumhur İttifakı milletvekilleri bakanlara giderken yanlarında Gürsel Bey’i de götürüyorlarsa, bu kendisinin değil onların alicenaplığıdır.

Yoksa bakanların “Gürsel Bey nerede?” veya “Gürsel Bey’i neden getirmediniz?” diye sormayacaklarını kendisi herkesten iyi bilir.

Bugün bu şehirde siyasetçiler arasında birlikte hareket etme yeteneği gelişmişse bunun mimarları Sayın Işıkver ve Sayın Nazırlı’dır.

Bu konuda kimse kendisine pay çıkarmaya kalkmasın; hele hele Gürsel Bey buna hiç yeltenmesin.

Ve oluşan bu birliktelik sonrası yaşananları yalnızca fotoğraf vermek, bir araya gelip çay kahve içmek ve sorunları konuşmak gibi ifadelerle tarif etme gafletine düşmesin.

Gürsel Bey o kadar güçlüymüş ki şehrin sorunlarını tek başına çözebilecek ilişkileri de varmış.
Ama bugüne kadar ne hikmetse bu güçlü ilişkilerini kullanıp şehrin sorunlarını çözmemiş.
Oturup bir kenarda seyretmiş.

Sorunların çözümü için de süre tanımış şehrin siyasilerine.
Siyasilerin süreleri ise nisan veya mayıs ayına kadar.
Çözdüler, çözdüler.
Çözmedilerse vay hâllerine.

Gürsel Bey gereğini yapacakmış.
Nemi yapacakmış Gürsel Bey?

Yahu, korkmayın; kendimi yakarım dememiş.
“Ben çözerim” de dememiş.

“Çözüm odaklı muhalefet diline geri dönerim. Sayın Cumhurbaşkanı’na tek başıma giderim, bakanlara giderim, Elazığ’ın sorunlarını Meclis gündemine taşırım. Meclis kürsüsünden gördüğüm her yanlışlığı ifade ederim, soru önergeleri veririm ve bakanlıklara şikâyetlerimi iletirim.” demiş.

Yani “dönerim, giderim, taşırım, iletirim” diyen Gürsel Erol, kendine ve öve öve bitiremediği ilişkilerine güvenip de “onların bu kadar zamanda çözemediklerini ben göz açıp kapayıncaya kadar çözerim” diyememiş.

Evet, Gürsel Bey kendince bir çıkış yapmaya çalışmış ama şehrin yolları karlı, kaldırımları buzlu olduğundan dolayı düşüvermiş birdenbire.

Şehirde sular akmayınca elbiselerini de yıkatamamış Gürsel Bey.
Öylece kalakalmış.

Yazarın Diğer Yazıları