Hani hazırız diye boy boy resimler paylaşıyordunuz.
Hani 7/24 çalışma ve mücadeleye hazırdınız.
Hani “çok kar yağsın” diye dua ediyordunuz.
Ne oldu?
Kar yağışı bitene kadar ortaya çıkamadınız bir türlü.
Greyderleriniz mi arızalandı, solüsyonunuz mu dondu, tuzunuz mu bitti?
Uykuda mı kaldınız yoksa?
Ne oldu?
İnsanlar inanın sizi çok aradılar.
Bulamayınca “Sahadayız” açıklamalarınıza inandılar.
Sahada da göremeyince “halı sahalarda” aramaya başladılar.
Oralarda da yoktunuz.
Sahi siz kar bitene kadar neredeydiniz?
Evinizin önünü bile temizleyememişsiniz.
Kardeşim, beceremeyeceğinizi bile bile niye dua ediyorsunuz?
Niye insanları mağdur ve günahkâr ediyorsunuz?
Millet yılbaşına 10’dan geriye sayarak girerken, Elazığlılar araba iteleyerek girdi sizin yüzünüzden.
Rahmeti, bereketi tepelemekten günah hanelerimiz epeyce bir kabardı sayenizde.
Baştan söyleseydiniz ya, “Herkes evinin önünü süpürse belediyeye ihtiyaç kalmaz” diye.
Herkes ona göre tedbirini alırdı.
Siz de hem boşu boşuna fakir fukaranın parasını boşa harcamamış, hem de bu kadar aciz duruma düşmemiş olurdunuz.
Alıştınız ya, yapamadığınız şeyleri abartarak “yaptık” operasyonlarına.
Bu kez de öyle olacağını zannettiniz.
Ama bu sefer fena çuvalladınız.
Fena faka bastınız.
Ali evlendi, güllü gelin oldu; siz ondan sonra ancak sahneye çıkabildiniz.
Elazığlıların iki gün yağan karda iki tanesini bile arka arkaya görmediği araçları kar kesildikten sonra düğün konvoyu gibi düzenleyip, müzikli videoyu bastınız.
Eeee, yer mi Anadolu çocuğu bu reklam kokan hareketleri?
Yemedi tabii.
Bir yaşadıklarına baktı, bir de sizin algı videolarınıza.
Kafası karıştı Elazığlının.
“Yav burası Elazığ ise benim yaşadığım yer neresi?
Ben Elazığ’da yaşıyorsam bu videodaki yer neresi?”
Hal böyle olunca “B planını uygulayalım, belki o tutar” diye düşündünüz zahar.
Kurdunuz film platosunu.
“Haberim yokmuş gibi çek kanka” modeli bir senaryo ile çıktınız bu kez sahneye.
O da tutmadı.
Çıkıp “Evet, biz bu işi beceremedik” demek çok mu zor?
Bu şehir insanından özür dilemek bu kadar mı ağırınıza gidiyor?
Ama gerçek bu.
Görünen köy video istemiyor.
Beceremediniz, kar altında kaldınız.
Ama bir türlü de kabul etmiyorsunuz.
Bir de pişkin pişkin çıkıp, “Her nimetin bir külfeti var, sabretmek lazım” diye insanlara akıl veriyorsunuz.
Sahi siz hangi dünyada yaşıyorsunuz?
Niye bu insanlara bu kadar tepeden bakıyorsunuz?
Aklınız ne zaman başınıza gelecek?
Gözlerinizi iyice bir açın artık.
İnsanlarımız eskisi gibi değiller.
Elazığ müziği ile süslenen videolara değil, gerçek hayatta yaşadıklarına inanıyorlar.
“Sahadayız, işimizin başındayız” mavalları artık karşılık bulmuyor.
Greyderleri fotoğraflarda değil, sahada görmek istiyorlar…