DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Prof.Dr.Mehmet Çavaş
Prof.Dr.Mehmet Çavaş
Giriş Tarihi : 11-01-2023 12:44

ORTADOĞU'NUN STRATEJİK ÖNEMİ!

Tarih boyunca Ortadoğu, sahip olduğu jeopolitik ve jeostratejik öneminden dolayı her zaman cazibe merkezi olmuş ve bölgeyi kontrol altına almak isteyen egemen güçler arasında her dönem bir çatışma alanı haline gelmiştir. Bu yüzden Ortadoğu, tarih boyunca dünyanın en istikrarsız bölgeleri arasında yer almıştır. Bölgede Mısır, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı imparatorlukları hüküm sürmüş, I. Dünya savaşından sonra imzalanan Sevr antlaşması ile bölge, batılı emperyalistler arasında bölüşülerek batının hegemonyasında yeni devlet veya devletçiklerden oluşturulmuştur. Bu süreçte sanayi devrimi ile birlikte 20. Yüzyılın başlarında geliştirilen içten yanmalı motorlar, petrolü önemli bir enerji kaynağı olarak ön plana çıkarmıştır. Hal böyle olunca Ortadoğu’nun sahip olduğu zengin petrol kaynakları sebebiyle bölge, egemen güçler için vazgeçilmez bir alan olmuştur. Çünkü dünyanın sahip olduğu petrol rezervlerinin yaklaşık %47’si bu bölgede bulunmaktadır. 19. Yüzyılda kömürün, 20. Yüzyılda petrolün ve 21. Yüzyılda da doğalgazın stratejik enerji kaynağı olarak ön plana çıkmış olması bölgenin sahip olduğu bu enerji kaynakları bakımından önemini daha da artırmıştır. Ayrıca bölgenin sahip olduğu jeopolitik konum da önemlidir. Çünkü bölgeye hâkim olan aynı zamanda Kafkasları, Afrika’yı, Uzakdoğu ile birlikte doğu Akdeniz’ide kontrol altına alabilmektedir. Bu bölgelerin oluşturduğu geniş coğrafya, başta doğalgaz olmak üzere bugün sanayinin ihtiyaç duyduğu birçok hammadde kaynağının hala merkezi konumundadır. Bununla birlikte Asya ve Afrika’yı birbirine bağlayan ve Asya ile Avrupa arasında da önemli bir ticaret yolunu oluşturan Süveyş kanalının bölgede olması, deniz ticaret yollarının kontrol edilmesinde önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bütün bunlar dikkate alındığında kurulması düşünülen yeni Dünya düzeninin temellerinin uzun süredir bu bölgede atılmaya çalışıldığı görülmektedir. Örneğin, 1948 yılında bölgede İsrail devletinin kurulması, arkasında Arap-İsrail savaşları, 1980-1988 yılları arasındaki İran-Irak savaşı, 2 Ağustos 1990 I. Körfez savaşı, 20 Mart 2003’te Irak’ın işgali ve 2010’da başlayan Arap baharı bölgeyi yeniden şekillendirmenin önemli aşamaları olarak görülmektedir. Günümüzde ortaya çıkan Rusya-Ukrayna savaşı, Rus doğalgazına bağımlı olan Avrupa’yı ciddi bir enerji krizi ile karşı karşıya bırakmış ve Avrupa için yeni alternatif enerji kaynaklarının bulunması zaruri hale gelmiştir. Bu durum hem zengin enerji kaynaklarına sahip Ortadoğu’yu hem de doğu Akdeniz’i daha önemli ve stratejik bir bölge haline getirmiştir. Bölgede uzun zamandır etnik köken ve dini mezhepler üzerinden körüklenen iç çatışmalar özellikle Irak, Suriye, Lübnan ve Libya başta olmak üzere çatışmaları ve istikrarsızlığı körüklemiştir. Bu durumu fırsata çeviren emperyal güçler hem bölgeye istikrar getirmek hem de kurdukları hayali örgütlere karşı mücadele etme bahanesiyle bu ülkeleri işgal etmiş, bir taraftan bölgedeki enerji kaynaklarına el koyarken diğer taraftan da bölgeyi yeniden şekillendirmeye devam etmektedirler. Burada asıl hedef ülke Türkiye’dir. Uzun yıllar Kuzey Irak’ta bir uydu devletin kurulması için mücadele eden emperyal güçler, bunu başaramayınca şimdi de Suriye’nin kuzeyinde bu devleti kurmaya çalışmaktadırlar. Fakat Türkiye’nin bölgede yaptığı Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı operasyonları bu oyunu bozmuş ve hevesleri kursaklarında kalmıştır. Bu yüzden bölge için bir tehdit ve engel olarak gördükleri Türkiye’nin direncini kırmak ve etkisizleştirmek için ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda bir taraftan 2023 seçimlerini manipüle ederek, iktidara olası bir kukla hükümetin gelmesi için çalışmalar yürütülürken diğer taraftan da Yunanistan üzerinden doğu Akdeniz’de bir çatışma alanı oluşturup Türkiye’yi bu bataklığın içine çekmeyi planlamaktadırlar. Bütün bunlar dikkate alındığında Türkiye başta Suriye ve Irak olmak üzere ne Ortadoğu’da ne de doğu Akdeniz’de bir oldubittiye asla müsaade etmemeli ve geliştireceği yeni işbirlikleri ile emperyal güçlerin bölge ile ilgili planlarını çöpe attıracak hamleler yapmalıdır. Aksi takdirde 10 Ağustos 1920’de Osmanlı İmparatorluğuna dayatılarak imzalatılan ve Anadolu ile Ortadoğu’nun paylaşım planı olan Sevr antlaşmasının, bugün batılı emperyal güçler için uygulanması gereken bir plan olarak hala masalarında durduğu unutulmamalıdır…

NELER SÖYLENDİ?
@
Aziz Sezer 3 hafta önce
Kalemine kuvvet Hocam,mükembel.
Şemsettin YILMAZ 3 hafta önce
Kaleminize kuvvet hocam maalesef Bir damla petrol,bir damla kandan kıymetlidir zihniyeti hiç değişmedi
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Galatasaray2151
  • 2Fenerbahçe2145
  • 3Başakşehir FK2140
  • 4Beşiktaş2039
  • 5Adana Demirspor2138
  • 6Trabzonspor2138
  • 7Kayserispor2132
  • 8Konyaspor2127
  • 9Gaziantep FK2125
  • 10Alanyaspor2125
  • 11Fatih Karagümrük2023
  • 12MKE Ankaragücü2022
  • 13Kasımpaşa2122
  • 14Sivasspor2121
  • 15Antalyaspor2021
  • 16Giresunspor2121
  • 17Hatayspor2020
  • 18İstanbulspor2118
  • 19Ümraniyespor2114
Advert
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
SONSÖZ 89.SAYI
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA