Prof.Dr.Ülkü Özbey

Harput'un DNA'sı ve Karakter Şifreleri

Prof.Dr.Ülkü Özbey

"Bazı şehirler haritayla değil, frekansla çizilir; Elazığ ise bir 'altın oran' mirasıdır."

Bu toprakların bir evladı, sofrasında Harput’un bereketiyle büyümüş bir ailenin kızı ve ömrünü yaşamın en küçük mucizelerini anlamaya adamış bir bilim insanı olarak; bugün mikroskobun soğuk camını bir kenara bırakıp, gönül gözümle şehrimizin o görünmez ama sarsılmaz gen haritasına bakıyorum. Elazığ Son Söz ailesine katılırken; heybemde sadece akademik unvanlar değil, çocukluğumun İzzetpaşa’sından, gençliğimin Harput rüzgârından süzülüp gelen o kadim aidiyeti taşıyorum.

Geçtiğimiz dönemde, kıymetli Zakir Özbey’in ve bu platformun değerli kalemlerinin Elazığ’ın "marka değeri" üzerine düştüğü vizyoner notları büyük bir dikkatle takip ettim. Bir genetik uzmanı olarak şu soruyu sormadan edemedim: Acaba bir şehrin markası sadece tabelalarda mı gizlidir, yoksa o şehrin 'Kültürel DNA’sında mı?

Beş Bin Yıllık Bir Medeniyet Sarmalı Bakınız, üzerinde yaşadığımız bu coğrafya sıradan bir toprak parçası değildir. Harput; Urartu’nun taş işçiliğinden Roma’nın estetiğine, Selçuklu’nun irfanından Osmanlı’nın zarafetine kadar beş bin yıllık bir medeniyet diziliminin merkezidir. Bizim genetiğimizde bu devasa imparatorlukların ortak hafızası var. Ancak bugün çevremizdeki şehirler birer "marka şehir" haline gelip gastronomi ve kültür rotalarında zirveye oynarken, bizim bu kadim derinliğimizin yerinde sayması; bilimsel tabirle söylersek, potansiyel enerjimizin kinetiğe dönüşememesidir.

Mutfaktaki Genetik Hafıza ve Musikinin Rezonansı Elazığ mutfağı sadece bir lezzet şöleni değil, bir "genetik rehabilitasyon" merkezidir. Harput köftesinin yoğrulmasındaki o disiplinli sabır, aslında Gakgoş’un karakter genetiğindeki "metanetin" mutfağa yansımasıdır. Aynı şekilde Harput Musikisi, yorulmuş bir ruhun genetik onarım biçimidir. Makamlarımız, bu coğrafyanın binlerce yıllık şifasını taşıyan altın sarmallardır.

Şehir Bir Organizmadır: Sinyal İletimi ve Ortak Metabolizma Genetik biliminde biz şunu çok iyi biliriz: Bir hücrenin tek başına sağlıklı olması, organın fonksiyonunu yerine getirmesi için yeterli değildir. Bir organizmanın hayatta kalması için hücreler arası "sinyal iletiminin" kusursuz olması şarttır. Elazığ’ın markalaşması da; Kamu Kurumlarımızın vizyonu, Üniversitemizin bilimsel rehberliği, STK’larımızın birleştirici ruhu, İş Dünyamızın dinamizmi ve Yerel Medyamızın sesi ile "aynı DNA sarmalında" buluşmasıyla mümkündür.

Eğer bu hücreler birbiriyle etkileşime girmezse, organizma (şehir) yerinde sayar. Gurbetteki hemşehrilerimizden yereldeki yöneticilerimize kadar her birimiz, bu şehrin yaşam döngüsündeki kritik birer geniz. Sinyallerimiz doğru, iletişimimiz şeffaf ve hedefimiz "Aziz Elazığ" olduğunda, bu kadim şehir yeniden küresel bir merkez haline gelecektir.

Sekiz Köşeli Şapka: Etik Bir Gen Haritası Elazığlı her zaman dik durur; çünkü o meşhur sekiz köşeli şapka, aslında bizim karakter genetiğimizin kumaşa dökülmüş halidir. Mertlikten dürüstlüğe uzanan o sekiz kadim ilke, bir Elazığlının sosyal DNA’sındaki en baskın genlerdir. Modern dünya "etik" kavramını kitaplarda arayadursun, biz onu başımızın üstünde bir taç gibi taşıyoruz.

Zarafetin ve Bilimin Işığında... Munzur Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve bu toprakların bir kızı olarak vizyonum nettir: Elazığ’ın markalaşması yerel bir hırsa değil, evrensel bir zarafete (elegance) ihtiyaç duyuyor. Bilimin rasyonelliği, tarihin derinliği ve Harput’un o asil frekansında buluşacağız. Gelin, bu kadim şehri, o sekiz köşeli mert genetik mirasıyla birlikte dünyanın parlayan yıldızı yapalım. Çünkü bir şehri inşa etmek, onun DNA’sına sadık kalmakla başlar.

Hücreden gönüle, bilimden sokağa; ilk selamımız Harput’un o asil nezaketiyle, son sözümüz ise daima 'Aziz Elazığ' olsun.

Yazarın Diğer Yazıları