Anadolu’da kadın olmak başlı başına bir mücadeleyken, girişimci bir kadın olmak çoğu zaman cesaretin sessiz hâlidir. Elazığ’da bu cesaret, yüksek sesle değil; sabırla, dirençle ve çoğu zaman yalnızlıkla büyür.
Bu şehirde kadınların çalışkanlığı tartışılmaz. Ancak iş kurmaya gelince, mesele sadece emek değil; algılar, bakışlar ve yerleşmiş kabuller devreye girer. Elazığ’da bir kadın iş yeri açtığında ilk sorulan soru genellikle şudur: “Eşin mi işletiyor?” Bu soru, niyetli olmasa bile Anadolu’nun kadına biçtiği rolün kısa bir özetidir.
Anadolu şehirlerinde girişimcilik; sermayeden önce güven ister. Ne yazık ki bu güven, kadınlara erkeklere sunulduğu kadar kolay verilmez. Banka kapılarında, tedarikçi görüşmelerinde ya da resmi işlemlerde kadın girişimci, iş fikrini anlatmaktan önce kendini ispat etmek zorunda kalır. Elazığ’da bu durum daha da belirgindir; çünkü gelenek ile modern hayat hâlâ aynı masada oturmaya çalışmaktadır.
Ancak Elazığ gerçeği sadece zorluklardan ibaret değildir. Bu toprakların kadınları dayanıklıdır. Harput’un taşına sinmiş sabır, bugün dükkân açan, üretim yapan, istihdam sağlayan kadınların omuzlarındadır. Kadın girişimciler burada çoğu zaman tek başına değil; kız kardeşiyle, komşusuyla, başka bir kadınla tutunur hayata. Sessiz ama güçlü bir dayanışma vardır.
Elazığ’da kadın girişimci olmak, “taşrada kalmak” değil; toprağında büyümektir. Yerel pazarı bilmek, insanı tanımak, güven ilişkisini uzun vadede kurmak büyük bir avantajdır. Kadınlar bu avantajı sezgileriyle ve emeğiyle avantaja çevirebilir.
Asıl sorun, başarı hikâyelerinin görünür olmamasıdır. Oysa bu şehirde; atölyesini ayakta tutan, markasını büyüten, gençlere örnek olan birçok kadın vardır. Onlar konuşmadıkça değil, konuşturulmadıkça görünmez kalmaktadır.
Bugün Elazığ’da bir kız çocuğu, çevresinde iş kurmuş bir kadını gördüğünde hayal kurmaya başlar. İşte bu yüzden kadın girişimciliği sadece ekonomik değil, toplumsal bir meseledir. Her açılan kadın işletmesi, sadece bir iş yeri değil; bir algının yıkılmasıdır.
Elazığ’da kadın girişimci olmak zor. Evet.
Ama bu zorluk, vazgeçmek için değil; daha güçlü durmak içindir.
Çünkü Anadolu’da cesaret, bağırarak değil; kök salarak kazanılır