Zakir Özbey

Her Şey Elazığspor İçin…

Zakir Özbey

Yarın Elazığspor, belki de son yılların en önemli futbol sınavlarından birine çıkacak. 1. Lig’e yükselme play-off finalinde Muğlaspor ile karşı karşıya gelecek. Şehir günlerdir bu maça kilitlenmiş durumda. Ciddi primler, yoğun taraftar desteği, organizasyonlar ve büyük bir heyecanla artık maç saati bekleniyor.

Sezonun sonuna yaklaşılırken Süper Lig’e çıkan, 1. Lig’e yükselen ve alt liglerden üst liglere terfi eden takımlar da büyük ölçüde belli olmaya başladı. Bu vesileyle Süper Lig’e yükselen bölgemizin önemli kulüplerinden Erzurumspor ve Amedspor’u gönülden tebrik ediyor, başarılarının sürdürülebilir, kurumsal ve profesyonel bir anlayışla devam etmesini diliyorum.

Ancak eski bir profesyonel futbolcu, takım kaptanı, yönetici ve spor adamı olarak son dönemlerde üzülerek gözlemlediğimiz bir başka tablo daha var. Sporun özüne ve fair-play ruhuna hiç yakışmayan bazı kutuplaşmaların, şehirler ve bölgeler üzerinden oluşturulan ayrışmaların giderek farklı mecralara çekildiğini görüyoruz. Oysa sporun birleştiren dili yerine ayrıştıran bir anlayışın öne çıkması ne spor kültürüne ne de toplumsal barışa hizmet eder.

Biz aynı ülkenin insanlarıyız. Farklı düşüncelerimiz, yaşam tarzlarımız ve kültürlerimiz olabilir. Aslında bu farklılıklar bizim en büyük zenginliğimizdir. Ancak bu zenginliklerin yanlış alanlara taşınması son derece tehlikeli ve yanlıştır.

Diyarbakırspor neyse Erzurumspor da odur. Mardinspor neyse Muşspor da, Bursaspor da odur. Çünkü sporun gerçek ruhunda ayrımcılık değil; rekabet içinde dostluk, mücadele içinde kardeşlik vardır.

Statlar ve spor salonları siyasi mesajların, ayrıştırıcı sloganların ve toplumu gerecek söylemlerin alanı değildir. Spor; insanları ortak sevinçte buluşturan önemli bir sosyal değerdir. Nasıl ki günlük yaşamda din, dil, ırk, mezhep ve bölge ayrımı gözetmeksizin sevgi, saygı, adalet ve kardeşliği savunuyorsak, spor alanlarında da aynı olgunluğu göstermek zorundayız.

Toplumsal huzurun ve güven ortamının spor üzerinden zedelenmesinin hiç kimseye faydası olmaz. Bir taraf üzülüyor, diğer taraf öfkeleniyorsa orada gerçek anlamda bir kazanan da yoktur.

Çünkü spor; namus, şeref ya da vatan meselesi değildir. Spor; tatlı bir rekabetin, dostluğun, kardeşliğin ve fair-play anlayışının adıdır. İnsanlara ruh ve beden sağlığı kazandıran, paylaşmayı ve dayanışmayı büyüten önemli bir toplumsal değerdir. Spor her şey değildir ama çok şeydir; şehirlerin tanıtımıdır, gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak tutulmasıdır, ortak heyecanların ve ortak sevinçlerin yaşanmasıdır.

Bu noktada sezon boyunca büyük emek veren Elazığspor yönetimine, teknik kadroya ve sahada formasının hakkını veren futbolculara teşekkür etmek gerekir. Zor şartlarda mücadele eden, bu şehrin armasını yere düşürmemek için alın teri döken herkes büyük bir takdiri hak etmektedir.

Bir teşekkür de cefakâr taraftara… Yağmurda, çamurda, deplasmanda, yoklukta takımının yanında duran; tribünleriyle, dualarıyla, yüreğiyle bu takıma güç veren büyük Elazığspor taraftarı her türlü övgünün üzerindedir. Çünkü bazı şehirlerde takım taraftarını taşır, bazı şehirlerde ise taraftar takımını… Elazığ’da yıllardır ikinci durum yaşanmaktadır.

Ayrıca bu süreçte maddi ve manevi destek sağlayan kişi, kurum ve kuruluşlara da teşekkür etmek gerekir. Şehrin dinamiklerinin ortak bir amaç etrafında birleşmesi, Elazığspor sevgisinin hâlâ ne kadar güçlü bir değer olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Ve elbette bu şehrin görünmeyen ama etkili gücü olan medya…

Kimi zaman bir manşetle umut oldular, kimi zaman bir yorumla moral verdiler, kimi zaman da eleştirileriyle takıma yön gösterdiler. Mikrofonuyla, kamerasıyla, kalemiyle ve yayınlarıyla Elazığspor’un sesi olan yerel medya; adeta takımın “12. gücü” olmuştur. Şehrin heyecanını büyüten, birlik ruhunu diri tutan ve Elazığspor sevdasını her platformda yaşatan tüm basın emekçilerine gönülden teşekkür etmek gerekir.

Yarın ise inşallah; formasını giydiğim, kaptanlığını ve yöneticiliğini yapma onurunu yaşadığım Elazığspor’un şampiyonluğunu hep birlikte kutluyor oluruz. Ancak futbolun içinde her sonuç vardır. Kazanmak da vardır, kaybetmek de… Önemli olan mücadeleyi, emeği, alın terini ve centilmenliği kaybetmemektir. Çünkü gerçek başarı sadece skor tabelasında değil; duruşta, ahlakta ve spora kattığınız değerde gizlidir.

Temennimiz; dostluğun, kardeşliğin, sağduyunun ve spor kültürünün kazandığı bir final izlemektir. Kazanan kim olursa olsun, kazanan önce spor, sonra kardeşlik ve Türk futbolu olsun.

Ama gönlümüzden geçen bellidir:

Şampiyonluk bu şehre, bu arma için atan yüreklere ve büyük Elazığspor taraftarına çok yakışacaktır.

Çünkü bugün herkesin ortak cümlesi aynıdır:

Her Şey Elazığspor İçin…

 

Yazarın Diğer Yazıları