Elazığ, deprem gerçeğini kâğıt üzerinde değil, bizzat yaşayarak öğrenmiş bir şehir.
24 Ocak 2020’de Sivrice merkezli depremle sarsıldık, 6 Şubat 2023’te “asrın felaketi” olarak anılan depremlerin etkisini yeniden hissettik. Geçtiğimiz hafta sonu Baskil merkezli yaşanan deprem ise bize bir kez daha şunu hatırlattı: Bu topraklarda deprem ihtimal değil, gerçektir.
2020 depreminden sonra devletimiz çok büyük bir konut hamlesi gerçekleştirdi. Elazığ genelinde, TOKİ ve kentsel dönüşüm projeleri kapsamında yaklaşık 40 bin konut inşa edildi. Bu, küçümsenemez, aksine takdir edilmesi gereken büyük bir çalışmadır. Bugün binlerce aile, sağlam ve güvenli evlerde yaşamını sürdürüyor. Asrın felaketinden sonra da bu çalışmalar tamamen durmadı; hâlen devam eden projeler bulunmaktadır.
Ancak yapılanlar kadar, yapılması gerekenleri de konuşmak zorundayız.
Elazığ, aktif fay hatları üzerinde bulunan bir şehir. Bu coğrafyada yaşayıp bu gerçeği görmezden gelmek mümkün değil. Aradan geçen zamana rağmen, şehir genelinde “orta hasarlı” ve “az hasarlı” olarak kayıtlara geçmiş; fakat yeni bir depremde risk oluşturma ihtimali bulunan çok sayıda bina olduğu bilinmektedir. Özellikle Bingöl Karlıova hattında beklenen deprem, Elazığ’ı da doğrudan ilgilendirmektedir.
Buradaki mesele suçlu aramak değildir. Kimseyi zan altında bırakmak da değildir.
Aksine, bugüne kadar yapılanları teslim ederek, daha iyisini ve daha güvenlisini nasıl yapabiliriz sorusunu sormaktır.
Bu noktada yapılması gerekenler açıktır:
AFAD’ın ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Elazığ genelinde hasarlı bina durumunu yeniden ve güncel verilerle gözden geçirmesi, riskli yapı stokunun tekrar taranması büyük önem taşımaktadır. Zaman içinde yıpranan, kullanım koşulları değişen ya da ilk tespitlerde gözden kaçan yapılar olabilir. Bu bir eksiklik değil, doğal bir süreçtir; önemli olan bunu zamanında fark edebilmektir.
Özellikle yerinde dönüşüm ve kentsel dönüşüm projelerinin daha hızlı, daha kolay ve vatandaşın erişebileceği şekilde yaygınlaştırılması gerekmektedir. İnsanların yaşadıkları mahalleden kopmadan, sosyal yapıyı bozmadan, güvenli konutlara kavuşması hem şehir düzeni hem de toplumsal huzur açısından hayati önemdedir. Bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, vatandaşın dönüşümden kaçmak yerine dönüşüme yönelmesini sağlayacaktır.
Unutulmamalıdır ki kentsel dönüşüm sadece bina meselesi değildir.
Bu, doğrudan can güvenliği meselesidir.
Geçtiğimiz günlerde Baskil merkezli yaşanan deprem, “geçti artık” rehavetine kapılmamamız gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Depremler bizi korkutmak için değil, uyarmak için olur. Asıl tehlike, bu uyarıları görmezden gelmektir.
Sonuç olarak; Elazığ’da çok şey yapıldı, doğru.
Ama yapılacak işimiz hâlâ var.
Depremi durduramayız, fay hatlarını yok edemeyiz. Ancak riskleri azaltabilir, kayıpların önüne geçebiliriz. Bugün atılacak tedbir adımları, Allah korusun yarın yaşanabilecek bir depremde tek bir canın bile kurtulmasına vesile olacaksa, bu sorumluluğu ertelemeye kimsenin hakkı yoktur.
Bu çağrı bir eleştiri değil, bir bilinç davetidir.
Çünkü Elazığ, ihmalle değil, tedbirle ayakta kalacaktır.
Yazarın Diğer Yazıları
Elazığ İçin Yeniden ve Yerinde Dönüşüm Zamanı
06 Ocak 2026 16:31Yıl Biterken, İnsanlığa Bir Dilek
31 Aralık 2025 15:27Namaz, Özgürlük ve Sorumluluk üzerine
25 Aralık 2025 11:03Harput’un Eteklerinde Bir Mahalle, Bir Hayat: Kortikoğlu Mahallesi
18 Aralık 2025 11:48Okullarda Saygı Krizi Üzerine Bir Yüzleşme
09 Aralık 2025 16:09