Ahmet Koçdemir

Elazığ Üzerinden Değil, Elazığ İçin Siyaset

Ahmet Koçdemir

Elazığ, bu toprakların hafızasıdır.
Acının da, vefanın da, direnişin de, emeğin de şehridir.
Bu şehir lafla değil; alın teriyle, devlet aklıyla ve yönetme tecrübesiyle büyür.
O yüzden biz, Elazığ üzerinden siyaset değil; Elazığ için siyaset yapılması gerektiğini savunuyoruz.
Şehrimizin meseleleri polemikle değil; sorumlulukla, istikrarla ve icraatla çözülür.
Elazığ’ı yılda birkaç kez hatırlayıp açıklamalarla gündeme taşımak değil; her gün sahada olmak, proje üretmek ve sonuç almak esastır.
Deprem sonrası süreçte Elazığ’da devletin tüm imkânları seferber edilmiştir.
TOKİ eliyle Elazığ genelinde yaklaşık 40 bin konut hayata geçirilmiş; bunun yanında 2794 köy evi, başta Sivrice olmak üzere Baskil, Karakoçan, Palu, Kovancılar, Keban ve Ağın ilçelerinde inşa edilerek vatandaşlarımız kalıcı yuvalarına kavuşturulmuştur.
Sağlık alanında;
Ağın, Keban, Sivrice ve Palu Devlet Hastaneleri modern sağlık altyapısı kapsamında devam eden yatırımlar olarak yükselmektedir.
Sivrice Rehberlik ve Rehabilitasyon Merkezi %90 seviyesinde tamamlanmış, hizmete açılma aşamasına gelmiştir.
Elazığ’ı bölgenin sağlık merkezi hâline getirecek 800 yataklı Fırat Üniversitesi Araştırma Hastanesi yatırım programına alınmış ve ihale sürecine girmiştir.
Eski SSK Hastanesi’nin bulunduğu alanda yeniden bir devlet hastanesi yapılması yönünde ortak bir irade ortaya konulmuştur.
Tarımda Uluova ve Kuzova sulama projeleriyle toprak yeniden canlanmakta; altyapıdan eğitime, ulaşımdan sosyal projelere kadar birçok alanda yatırımlar planlı ve takvimli şekilde ilerlemektedir.
Bunlar yalnızca beton ve demir değil; bir şehrin geleceğine duyulan sorumluluğun ifadesidir.
Bu anlayış, yalnızca fiziki yatırımlarla sınırlı değildir.
2025 yılı boyunca Elazığ’da devlet, insanı merkeze alan sosyal devlet anlayışıyla hareket etmiş; yaşlıyı, engelliyi, çocuğu ve aileyi yalnız bırakmamıştır.
Bu kapsamda Elazığ’a yaklaşık 1 milyar TL’ye yaklaşan kamu kaynağı sosyal destekler yoluyla aktarılmıştır.
Yaşlı aylıkları, engelli yardımları, evde bakım ödemeleri, çocuk ve aile destekleri, eğitim yardımları, gıda ve yakacak destekleri, barınma ve elektrik tüketim destekleri ile nakdî yardımlar sayesinde 90 bini aşkın Elazığlı, hayatın en zor anlarında devletini yanında hissetmiştir.
Bu destekler bir lütuf değil; sosyal devlet olmanın, vicdanlı yönetimin ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışının doğal sonucudur.
Sessiz ama derin yaralara merhem olmuş; rakamların ötesinde umut ve güven üretmiştir.
Şimdi bir de şu tabloya bakalım…
Deprem sonrası Atatürk Lisesi’nin yerine yapılacağı açıklanan 32 derslikli okul projesi, aradan geçen zamana rağmen hâlâ tamamlanamamıştır.
Söz verilen ama bitirilemeyen bu durum, söylemle icraat arasındaki farkı açıkça göstermektedir.
Devlet binlerce konutu ayağa kaldırırken, hastaneler planlarken, sosyal desteklerle insanı ayakta tutarken; bir okulun dahi tamamlanamaması, bazı yaklaşımların neden sadece sözde kaldığını ortaya koymaktadır.
Geçtiğimiz günlerde eski SSK Hastanesi alanında farklı siyasi görüşlerden milletvekillerinin birlikte verdiği fotoğraf, Elazığ adına kıymetli bir birlik görüntüsüydü.
Bu şehir söz konusu olduğunda parti rozetleri değil, şehir vicdanı öne çıkmalıdır.
Elazığspor bu şehrin ortak değeridir, hassasiyetidir.
Bu hassasiyet üzerinden kurulan söylemlerin toplumda karşılık bulduğu bir gerçektir.
Biz bu algının farkındayız.
Ancak Elazığ; yalnızca bir futbol kulübünden ibaret değildir.
Okuluyla, hastanesiyle, konutuyla, tarlasıyla, yaşlısıyla, çocuğuyla bir bütündür.
Güçlü siyaset; yüksek sesle konuşmakla değil, sonuç almakla yapılır.
Gerçek siyaset pankartta değil; temelde, betonun içinde ve insanın hayatında hissedilendir.
Ve Elazığlı çok iyi bilir:
Kim konuşur…
Kim yapar…
Kim fotoğraf verir…
Kim yük taşır.

Yazarın Diğer Yazıları