Ahmet Koçdemir

Kardeşlik Bu Ülkenin Kalesidir

Ahmet Koçdemir

1978’i Unutan, Bugün Kurulan Oyunu Göremez
Bazen uzun uzun anlatmaya gerek kalmaz. Yaşanan tek bir olay, söylenen her sözün ispatı olur. Niyetleri de, hedefleri de, kurulan oyunu da açık eder. Nusaybin–Kamışlı sınır hattında şanlı ay yıldızlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen saldırı, işte tam olarak böyle bir olaydır.
Bu saldırı basit bir taşkınlık, anlık bir öfke ya da kendiliğinden gelişmiş bir hareket değildir. Bu, milletimizin birlik ve beraberliğini bozmak amacıyla yapılmış bilinçli bir provokasyondur. Daha önce defalarca uyardığımız, dikkat çektiğimiz en hassas yerin özellikle hedef alındığının açık göstergesidir.
Bu topraklarda düşman hep aynı yolu denemiştir. Önce sembollere saldırır. Bayrağa, değerlere, ortak hafızaya dokunur. Çünkü bilir ki bayrak, bu millet için sıradan bir bez parçası değildir. O bayrak; şehitlerimizin kanıyla yoğrulmuş bir emanettir, milletimizin namusudur.
Ay yıldızlı bayrağa uzanan her el, aslında bu milletin birliğine uzanmaktadır. Ve bu millet tarih boyunca şunu defalarca göstermiştir: Bayrağı söz konusu olduğunda, her ferdini ortaya koymaktan asla geri durmaz.
Bu saldırıyı doğru okumak zorundayız. Bu bir tesadüf değildir. Bu, kardeşliği bozma çabasının sahaya yansımış hâlidir. Türkiye bunu daha önce de yaşadı.
1970’li yıllarda, özellikle 1978’e gelindiğinde; sağ–sol diyerek, Alevi–Sünni diyerek bu millete fitne soktular. Sokakları karıştırdılar, gençleri karşı karşıya getirdiler, kardeşi kardeşe kırdırdılar. O gün yaşananların bedelini bu ülke yıllarca ödedi. Amaç o gün de aynıydı: Türkiye’yi içeriden zayıflatmak, bölmek ve diz çöktürmek.
Bugün değişen sadece kullanılan dildir. Dün sağ–sol, Alevi–Sünni üzerinden denediler. Bugün ise Kürt–Türk ayrımı üzerinden aynı oyunu sahneye koymak istiyorlar. Yöntem aynı, hedef aynı, niyet aynıdır.
Şunu açıkça söylemek gerekir: Amerika, İsrail ve onların peşinden gidenler; ne Kürt’ü Türk’ten daha çok sever, ne Alevi’yi Sünni’den üstün tutar. Onların sevgisi insanlara değil; toprağa, petrole ve parayadır. Bugüne kadar girdikleri hiçbir coğrafyaya huzur, adalet ya da barış götürmediler. Götürdükleri tek şey kan, gözyaşı ve yıkım oldu.
Biz içeride farklı düşünebiliriz. Farklı yaşam tarzlarımız, farklı kökenlerimiz, farklı inançlarımız olabilir. Bunların hepsi bu milletin zenginliğidir. Asıl tehlike, bu farklılıkların düşmanlık sebebi hâline getirilmesidir. Hiçbir farklılık, birbirimize kin duymanın, karşı karşıya gelmenin gerekçesi olamaz.
Bayrağımıza uzanan her kirli el bugüne kadar hak ettiği cevabı almıştır. Bundan sonra da alacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ancak asıl mücadele, sadece bu saldırıları yapanlarla değil; bu saldırıların arkasındaki akla karşı verilmelidir.
Bugün yaşanan bu olay, daha önce söylediklerimizin bir kanıtıdır. Aynı zamanda güçlü bir uyarıdır. Eğer aklımızı, sağduyumuzu ve kardeşliğimizi diri tutmazsak; başkalarının yazdığı senaryolarda figüran oluruz.
Tarih bize şunu defalarca göstermiştir:
İçeride ayrışan milletler ayakta kalamaz.
Kardeş kavgasına sürüklenen ülkeler, başkasının hesabına hizmet eder.
Uyanık olursak, bu milletin kardeşliğini hiçbir güç bozamaz.

Yazarın Diğer Yazıları