Engin Çakır

Yobaz

Engin Çakır

“Yobaz” dediğimizde çoğumuzun aklına hemen dindar bir insan ya da dini bir topluluk geliyor değil mi? Peki, hiç durup şunu sorduk mu? Yobazlık gerçekten neye inandığınla mı ilgilidir, yoksa o inancı başkasına nasıl dayattığınla mı?

Bir insan dindar olabilir ama yobaz olmayabilir. Bir başkası ateist, modern ya da “bilim insanı” kimliğiyle konuşabilir ama aynı derecede yobaz davranabilir. Çünkü mesele inanç değil, tavırdır.

Yobazlık, “Benim fikrim mutlak doğru” dediğin yerde başlar. “Tartışmıyoruz, ben anlatıyorum” tonunda. Karşısındakini anlamak için değil, susturmak için konuştuğunda…

Etrafımıza baktığımızda tablo tanıdıktır. Bir taraf inancını bağırarak savunur, diğer taraf kendi düşüncesini tek akıl ilan eder. Etiketler değişir, taraflar değişir ama yöntem hep aynıdır. Herkes konuşur, kimse gerçekten dinlemez.

Bizi en çok yanıltan şey, yobazlığı fikrin içeriğinde aramamızdır. “Bu düşünce yobazca”, “Şu fikir geri kafalı” deriz. Oysa asıl soru şudur: Bu fikir baskıya dönüşüyor mu?

Eğer biri karşısındakini susturmaya çalışıyorsa, farklı düşünceye tahammül edemiyorsa, fikrini korkuyla kabul ettiriyorsa… Neye inandığının hiçbir önemi kalmaz. Davranışın adı yobazlıktır.

Üstelik yobazlık sadece meydanlarda ya da sosyal medyada görülmez. En sessiz ama en etkili hali çoğu zaman evin içindedir. “Benim dediğim olacak” cümlesiyle, “Bizim evde böyle düşünülmez” diyerek sorgulamanın boğulmasıyla… Niyet iyi olabilir ama sonuç aynıdır: İnsan düşünemez hale gelir.

Elbette bazıları şöyle diyecektir: “Bazı fikirler gerçekten tehlikelidir.” Evet, olabilir. Ama bir fikrin yanlış olması, onu susturarak yok edebileceğimiz anlamına gelmez. Baskıyla kabul ettirilen hiçbir düşünce doğruyu üretmez.

Asıl sorunumuz fikirlerin çeşitliliği değil, fikirleri konuşmayı bilmeyişimizdir. Farklı düşünenle yan yana duramıyor; bu yüzden en doğru fikri savunurken bile dayatmaya sarılıyoruz.

Denklem aslında çok basittir:

Dayatma varsa yobazlık vardır.

Baskı varsa yobazlık vardır.

Hoşgörüsüzlük varsa yobazlık vardır.

Fikir ne olursa olsun, kimden gelirse gelsin.

Yobazlık bir inanç meselesi değil, bir tavır meselesidir. Ve bu tavır değişmedikçe, konuşmaya devam eder ama birbirimizi duymayı bir türlü öğrenemeyiz.

Yazarın Diğer Yazıları