Bu şehirde rüzgâr hep güçlü eser.
Ama o rüzgârın neyi döndürdüğünü, kimi öğüttüğünü konuşan pek azdır.
Bir gazeteci var…
Elinde kılıç yok, zırhı paslı değil; kalemi var, hafızası sağlam, vicdanı diri.
Herkesin “boş ver” dediği yerde durup soranlardan.
“Zamanı değil” denilen yanlışları, tam da zamanı olduğu için yazanlardan.
Kimi zaman ona bakıp gülümsüyorlar:
“Yine mi belediye?”
“Yine mi bu konular?”
“Yel değirmenleriyle savaşılmaz…”
Oysa kimse sormuyor:
Ya o değirmenler gerçekten devse?
Ya o çarklar sadece un değil, insanın umudunu da öğütüyorsa?
Bu şehirde kaldırımlar neden hep yamalı, yollar neden çukur, projeler neden hep soyut, hesaplar kitaplar neden sır gibi saklı…
yazın sular niye kesilir, kışın yollar niye kapanır
yağmur yağınca neden seller akıyor neden yetkililer Arap kızları gibi camdan bakıyor…
Biz, Don Kişot’u yıllarca yanlış anladık.
Onu aklını yitirmiş biri sandık.
Oysa Cervantes bize başka bir şey anlatıyor:
Bazen herkesin normal dediği düzen, aslında başlı başına bir düzensizliktir.
Bugün çoğu kalem susarken,reklam panoları parlatılırken,yanlışlar “hizmet” diye sunulurken bir kişinin çıkıp “Bir dakika” demesi düzensiz yaşamı topluma açıkça sunuştur, dev görünümlü yel değirmenleriyle bu yolda savaşmak ahlaki bir duruştur.
Evet, belki yalnız.
Evet, belki hedefte.
Ama unutulmasın:
Tarihte hiçbir yel değirmeni, ona karşı çıkan tek bir vicdan kadar güçlü olmamıştır.
Bu şehir bir gün geriye dönüp baktığında şunu fark edecek:
Değirmenlere saldıran aklını yitirmiş bir deli yoktu.
Sadece memleketin üstüne çökmüş devleri gören bir gazeteci vardı.
Bugün kimse o yel değirmenlerinin yerini hatırlamıyor.
Hangi ovadaydılar, hangi rüzgârla döndüler, neyi öğüttüler…
Ama Don Kişot hâlâ hatırlanıyor.
Çünkü değirmenler yıkılır, dev kılığına bürünmüş düzenler zamanla isim değiştirir, ama insan kalma mücadelesi unutulmaz.
Bu şehirde bugün yel değirmen görünümlüleri kimse anımsamayacak belki.
Ama yanlışlara karşı tek başına duranları, kalemiyle rüzgâra yürüyenleri tarih hep hatırlayacak.
Muhammed Şağbanşua, bu çağın, bu şehrin Don Kişot’u olarak; kazanmak için değil,insan kalmak için yazanlardan biri olarak anılacak.
Çünkü insan kalmak, her çağın en büyük zaferidir.