Yunan mitolojisinde Prometheus, tanrılardan ateşi çalıp insanlara armağan eden titan olarak bilinir. Bu cesur eylemiyle insanlığa bilgi, uygarlık ve ilerleme yolunu açar. Ancak tanrılar onu ağır bir cezaya mahkûm eder. Zincire vurulur, her gün ciğerini bir kartal parçalar, ertesi gün ciğeri yeniden oluşur ve kartal tekrar parçalar; işkence sonsuza dek devam eder. Bu mitte Prometheus, bilginin ve özgürlüğün bedelini ödeyen figürdür.
Prometheus’un hikâyesi yalnızca bir mit değil, aynı zamanda felsefi bir semboldür.
(Sisifos’un Taşı miti gibi. https://www.elazigsonsoz.com/yazi/ihsan-tarakci/sisifos-un-tasi/1779/)
Nietzsche, hakikati arayanları “ışık taşıyanlar” olarak betimler. Prometheus’un ateşi de bu ışığın metaforudur.
Foucault’ya göre bilgi, iktidarın hem aracı hem de karşıtıdır. Prometheus’un ateşi, iktidarın tekelinden çalınan bilgidir.
Sisifos’ta olduğu gibi Camus, absürd karşısında yaşamı sürdürmeyi direniş olarak görür. Prometheus’un işkencesi de absürd bir döngüdür; ama ateşi çalmak, insanlığa anlam kazandırır.
Arendt, her yeni doğumun dünyaya yeni bir başlangıç getirdiğini söyler. Prometheus’un ateşi, insanlığa yeni bir başlangıç armağanıdır
Bugün ülkemizde de “ateşi çalanlar” var. Onlar bilimi, sanatı, özgür düşünceyi ve toplumsal vicdanı savunan insanlar… Ama tıpkı Prometheus gibi, cezalandırılma pahasına bunu yapıyorlar.
Üniversitelerde liyakatsizlik ve baskıya rağmen araştırmalarını sürdüren akademisyenler, topluma ışık taşıyor. Gerçeği yazmak için bedel ödeyen gazeteciler, ateşi halka ulaştırıyor. Sansüre rağmen üretmeye devam eden sanatçılar, toplumun ruhunu besleyen ateşi koruyor. Umutsuzluk ve göç baskısına rağmen öğrenmeye, sorgulamaya devam eden gençler, geleceğin ateşini taşıyor.
Prometheus’un hikâyesi bize şunu hatırlatıyor.
Bilgi ve özgürlük, bedeli ağır olsa da insanlığın en büyük kazanımıdır. Nietzsche’nin ışık taşıyanları, Foucault’nun bilgi-iktidar çatışması, Camus’nun absürd direnişi ve Arendt’in natalite kavramı… Hepsi Prometheus’un ateşinde birleşiyor.
Akademisyenler, düşünce insanları Nietzsche’nin ışık taşıyanlarıdır. Gazeteciler, Foucault’nun bilgi-iktidar çatışmasında iktidarın tekelindeki bilgiyi çalanlardır. Sanatçılar ve gençler, Arendt’in natalite kavramı; insanlığa yeni bir başlangıç armağanıdır.
Ve onlar sayesinde toplumun vicdanı sönmüyor.
Unutmayalım! Ateşi çalmak cesaret ister, ama onu korumak sabırla mücadele ister.