İnsanı insan yapan en temel özellik sahip olduğu akıl ile düşünebilmesi ve erdemi ile topluma değer katmasıdır. Sağlıklı ve aklıselim her birey, sadece kendi varlığı için değil, aynı zamanda insanlık adına da çalışmaktadır. Bireylerin sahip olduğu erdem, hem toplumun geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmede hem de örnek bir rol model olmada önem arz etmektedir. Ne yazık ki son yıllarda artan bağımlılık birçok insanı erdemden uzaklaştırmış ve hayallerini sessiz bir çığlığa dönüştürmüştür. Toplumun büyük bir kısmını etkileyen bağımlılık, insanların hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını kaybetmelerine neden olmuş ve sosyal yaşamdan kopararak toplum açısından ciddi riskler oluşturmuştur. Yapılan araştırmalar ülkemizde madde kullanımının 15-16 yaşa kadar düştüğünü göstermektedir. Özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin birçoğu arkadaş baskısı, ailevi problemler ve çevresel faktörler gibi nedenlerden dolayı uyuşturucu madde kullanımına başladıkları görülmektedir. Gençler arasında en sık kullanılan maddeler arasında esrar ve alkol birinci sırada yer alırken, bunları sentetik uyuşturucular ve diğer uyuşturucu maddeler izlemektedir. Madde bağımlılığına dair veriler, meselenin ciddiyetini ve gençler üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri açıkça ortaya koymaktadır. Madde bağımlılığını tetikleyen birçok faktörün olması bağımlılık ile mücadelenin çok boyutlu yapılması gerektiğini göstermektedir. Özellikle sosyoekonomik koşullar, madde kullanımını tetiklerken, aynı zamanda işsizlik, bireyler üzerinde hem maddi hem de manevi baskı oluşturarak bağımlılık riskini artırmaktadır. Ortaya konulan veriler düşük gelir grubundaki bireylerin maddeye yönelme oranının, yüksek gelir grubuna kıyasla %40 daha fazla olduğunu göstermektedir. Birçok bağımlı, yaşadığı sıkıntılardan kaynaklı oluşan stresi azaltmak ve rahatlamak için madde kullanımına yöneldiğini belirtmektedir. Özellikle boşanma oranlarındaki artış, aile içi şiddet, iletişim eksikliği, ebeveynlerin madde kullanımı gibi unsurlar gençlerin bağımlılık riskini daha çok artırmaktadır. 2021 yılında yapılan bir araştırma, madde bağımlısı bireylerin %65’inin aile içi sorunlar yaşadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte depresyon, anksiyete ve stres bozukluğu gibi psikolojik problemler de madde kullanımını tetikleyen önemli faktörlerdir. Yapılan birçok çalışma, bağımlı bireylerin %40’ında bir tür psikiyatrik rahatsızlığın olduğunu ve bu insanların yaşadığı problemleri madde kullanımı ile çözebileceğine inandığını göstermektedir. Aynı zamanda sosyal çevre de madde kullanımını artıran önemli bir faktördür. 2023 yılında yapılan bir ankette, bağımlı gençlerin %30’u ilk madde kullanımını arkadaşların önerisi ile gerçekleştirdiğini belirtmiştir. Çünkü bireyin yaşadığı sosyal çevrede madde kullanımının yaygın olması, bu durumu normalleştirmekte ve bağımlılığın oluşmasını kolaylaştırmaktadır. Bir diğer önemli husus ne yazık ki uyuşturucu maddelere erişimin çok kolay olmasıdır. Bu durum, bağımlılığın daha çok yaygınlaşmasına neden olmaktadır. 2023 yılında yayımlanan Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Raporu, 15-24 yaş arası gençlerin uyuşturucu kullanım oranında %15 artış olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu nedenle, sessiz bir çığlığa dönüşmüş olan kırık hayallerin sesi duyulmalı ve gerekli tedbirler alınarak hem bu bataklık kurutulmalı hem de bu bataklığa düşmüş bireyler kurtarılarak hayallerine kavuşturulmalıdır. Bu kapsamda başta okullar olmak üzere toplumun her kesimine yönelik bağımlılık ile mücadelede farkındalık oluşturacak çeşitli programlar hazırlanmalı ve gençlerimizin bu tuzaklara düşmeleri engellenmelidir. Bağımlı bireylerin tedavi süreçlerindeki psikososyal destekler artırılmalı ve tedaviler daha etkin hale getirilmelidir. Özellikle aile terapileri, grup terapileri ve bireysel danışmanlık hizmetleri bağımlılık ile mücadelede etkin bir şekilde kullanılarak olası riskler minimize edilmelidir. Madde bağımlılığını tedavi eden merkezlerin sayısı artırılmalı ve tedavi sonrası süreçte destek hizmetleri sürdürülerek bağımlı bireyler topluma kazandırılmalıdır. Uyuşturucu ile mücadelede yasal düzenlemeler, sıkı denetim ve ağır yaptırımlar büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle uyuşturucu madde ticareti ve kullanımına dair cezalar artırılarak caydırıcı hale getirilmelidir. Medya, hem toplumsal farkındalık oluşturmak hem de bağımlılık ile mücadelede etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Toplumsal desteği güçlendirmek için sosyal projeler ve kamu spotları ile kamuoyu bilinçlendirilmeli ve bağımlı bireyleri dışlama yerine onların düştüğü bu tuzaktan kurtulmalarını sağlayacak umut eli uzatılmalıdır. Unutulmamalıdır ki madde bağımlılığı uyuşturucu baronlarının servetlerine servet katmalarını sağlarken bu bataklığa düşmüş insanların hayallerini ve geleceğini yok etmektedir. Bu nedenle madde bağımlılığı sadece bireyin sorunu değil, toplumun ortak sorunudur. Sağlıklı nesiller ve umutlu yarınlar için toplumun her kesiminin birlikte bağımlılığa karşı mücadele etmesi, çocuklarımızı hem bu bataklıktan korumak hem de onları hayallerine kavuşturmak açısından önemlidir…